Sayfalar

BU FOTOĞRAF TAM 127$ KAZANDI...
HAYDİ FOTOĞRAFINI YÜKLE SENDE KAZAN

2 Haziran 2011 Perşembe

Çok tartışılacak makale 'CHP'YE OY VERİN'

The Economist bugün yer alan makalede demokrasiyi teşvik etmek için
Türklerin en iyi seçeneğinin iktidar partisi olmadığı yorumunu yaptı.
Economist makalesinde Kasım 2002'de iktidara gelen AKP'ye özellikle de
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a pek çok Türk'ün minnettar olduğu
kaydedilirken ekonomi cephesinde gidişatın iyi olduğuna yer verildi.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine giriş sürecinde müzakerelerin açılması
için yeterli reformları yaptığı belirtilirken komşular ile daha güçlü
bir dış politika izlendiği belirtildi. İzlenen siyaset sonrasında
askerin de kışlasına döndüğü yorumu yapılan makalede başarılar
sayesinde Türkiye'nin hem bölgesinde hem de dünyada söz sahibi olduğu
kaydedildi.

İsrail ve ABD ilişkileri soğuduğu dönemde Müslüman dünyasına demokrasi
açısından ilham veren Türkiye Arapların da uyanışında etken oldu.

Bu denli parlak bir dönem geçiren AKP performansı ile geçmişi ile
tezat oluştururken 12 Haziran'da gerçekleşecek olan genel seçimlerden
bir sürpriz çıkması da beklenmediği de makalede yer aldı.

Bu noktada endişe duyulduğu mecliste Erdoğan'ın üçte ikilik bir
çoğunluğa ulaşması halinde anayasanın tek taraflı yazılacağı endişenin
arttığı belirtildi.

Bu durumun Türkiye için kötü olacağı vurgulanırken teokrasinin
oluşmasına dayan mayan süreçte 9 yıl öncesinde İslamı kökleri ağır
basan AKP'nin başörtüsüne üniversitelerde izin konusunda huzursuzluk
yaşandığı hatırlatıldı. The Economist Erdoğan'ın bu zaferi sonrasında
hoşgörüsüzlüğünü destekledi ve otokratik içgüdülerini besledi yorumunu
yaptı.

Aynı dönemde yolsuzlukların arttığı ve basın özgürlüğünün yara aldığı
kaydedilirken Türkiye'de Çin'den daha fazla tutuklu gazeteci olduğuna
dikkat çekildi.

Economist, tüm bunlara ek olarak, Erdoğan'ın seçim kampanyasında da
giderek milliyetçi bir söylem takındığını ve "Türkiye'nin en büyük ve
hoşnutsuz azınlığı" diye tanımladığı Kürtlere ciddi öneriler
yapmadığını kaydedildi.

Dergi ayrıca, Erdoğan'ın seçimde üçte iki meclis çoğunluğu kazanırsa
Fransa'dakine benzer bir başkanlık sistemi kuracağına ve kendisinin
başkan olacağına dair ipuçları verdiğini belirtildi.

Economist'e göre zaten fazlasıyla merkeziyetçi bir yapıya sahip olan
Türkiye'de bu bir hata olur.

Bu noktada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na işaret eden dergi,
Kılıçdaroğlu'nun partide Deniz Baykal döneminden kalan isimleri
tasfiye ettiğini ve partinin ordunun siyasete müdahalesine sempatiyle
bakan tavrını değiştirdiğini söylüyor.

'CHP'YE OY VERİN'
Ayrıca, CHP'nin daha önce zayıf olduğu Güneydoğu illerindeki seçim
mitinglerinde, AKP'den daha büyük kalabalıklar topladığını belirtiyor.
Yazı şu tavsiyeyle sona eriyor; "AKP'nin bir sonraki hükümeti kuracağı
kesin. Ama biz Türklere CHP'ye oy vermelerini tavsiye ediyoruz.
Kılıçdaroğlu'nun partisinin iyi bir performans göstermesi, anayasayı
daha da kötüleştirecek, tek taraflı değişiklik riskini azaltır ve
muhalefete gelecekteki seçimleri kazanma adına daha adil bir şans
verir. Bu Türkiye'de demokrasiyi garantilemenin açık ara en iyi
yöntemi"

1 Haziran 2011 Çarşamba

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a yanıt!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, seçim gezisi kapsamında Tokat'ta yaptığı konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tokat Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde, Tokat’ı Tokatlıları, Türkiye’yi, yaşlısını, gencini, herkesi sevdiğini belirtti.


Herkese hizmet etmek istediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:


"Tokat hak etmediği bir gerilemeyle karşı karşıya. Tokat’a yazık ettiler. Tokat’a günah işlediler. Tokatlıyı perişan ettiler, fabrikalarını kapattılar. Şimdi bir sloganları var, ’İstikrar Sürsün, Türkiye Büyüsün’. Eyvallah. Laf güzel de iyi de bu Tokat’ın günahı ne? Tokat niye küçülüyor? Madem Türkiye büyüyecek, Tokat’ın da büyümesi lazım, madem Türkiye gelişecek Tokat’ın da gelişmesi lazım. Madem Türkiye’de herkesin karnı doyacak, Tokat’ın da karnının doyması lazım. Madem işsizlik bitecek, Tokat’ta da bitmesi lazım."


"İşsizlik var mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Evet" cevabını alınca şunları söyledi:


"Şimdi siz ’Tokat’ta işsizlik var’ diyorsunuz, Recep Bey yine kızacak. Diyecek ki, ’Tokat’ta işsizlik yok’. Tokat’ın çok güzel bir markası vardı. Tokat sigara. 10 yıl önce 200 bin ton tütün ekilirdi. Binlerce aile tütünle geçinirdi.


Tütün işlemek zor iştir, ekmek zor iştir. İpliğe dizmek zor iştir. Alın teri dökmek zor iştir. Ama aldılar, birilerine sattılar, köşeyi döndüler. Şimdi geliyorlar size ’Bize oy verin diyorlar’. Oy verecek misiniz? Valla herkes ’oy vermeyeceğiz’ diyor. Güzel bir gelişme. Neden güzel bir gelişme? Tokatlı hakkına sahip çıkıyor, Tokatlı oyuna sahip çıkacak. Tokatlı Tokat’a sahip çıkacak."


Tokatlılardan 12 Haziran’da "tokat" atmasını da isteyen Kılıçdaroğlu, şöyle davam etti:


"Sen Tokatlının gençlerini, insanlarını en az 200 bin kişiyi Tokat’ın dışına sürersen ’Git Tokat’ın dışında kazan’, ’git orada ekmek parası ara, bırak sen baba ocağını’ dersen Tokatlıya bir görev düşüyor 12 Haziran’da. AKP’ye ders vermek. Bir ders vereceksiniz. Ama sadece fabrikayı kapatsalardı hadi kapandı derdik, işçilerini de perişan ettiler. TEKEL işçilerini perişan ettiler. Az önce yolda gelirken 2 kadın kardeşimiz ’Bir dakika’ dedi bir şey söyleyeceğiz. Otobüsün kapısını açtım. ’Buyurun’ dedim. ’Ne olursun 4-C ye değin’ dedi. Onlar söylediler, ben de değiniyorum. 4 C’yi kaldıracağım, herkes sendikalı, herkes toplu sözleşmeli iş sahibi olacak. Kim söylüyor bunu CHP. Çünkü yeni CHP insanın alın terinden yanadır. Çünkü CHP emekten yanadır. Çünkü CHP, mazlumdan yanadır. Çünkü CHP, ekmekten yanadır. Çünkü CHP, kul hakkından yanadır. Çünkü yeni CHP, halktan yanadır. Çünkü yeni CHP çiftçiden, işçiden esnaftan, köylüden, sanayiciden yanadır. Çünkü CHP, üretenden yanadır. Üreteceğiz, kazanacağız."


"AKP’NİN SON KULLANMA TARİHİ 12 HAZİRAN 2011"
Miting alanındaki bir pankartı okuyan Kılıçdaroğlu, "(Recep yaz AKP’ye gönder susuz köylere çamaşır makinesi gelsin) evet arkadaşların söylediği AKP’nin son kullanma tarihi 12 Haziran 2011. Söz mü? Söz mü?" dedi.


Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:


"AKP’nin son kullanma tarihi 12 Haziran 2011 olsun diyorlar, katılıyor musunuz? Söz mü? Samimi söylüyorum Recep Bey’in yine ezberleri bozulacak. Ne yapacağız bilmiyorum. Bugün İstanbul’da konuşmuş, bütün küfürleri yapmış. Ne yapayım. Kendisini tanımlamış. Diyorum ki siyasette bir edep olur, siyasette bir üslup olur, siyasette küfür olmaz. Bakın yolda gelirken benim posterlerim de vardı, Recep Bey’in posterleri de vardı. Ne kadar güzel barış içinde, güzellik içinde, demokrasi içinde seçime gidiyoruz. Biz güzellikten yanayız. Demokrasiden yanayız, özgürlükten yanayız, insan haklarından yanayız, kadın erkek eşitliğinden yanayız. Allah aşkına bu küfür ne? Siyasette küfrün yeri var mıdır? Siyasette küfür yapılır mı? Birisinin bu Recep Bey’e ders vermesi lazım. O dersi kim verecek? Elbette ki siz vereceksiniz. Demokrasilerde dersi halk verir."

31 Mayıs 2011 Salı

Seçim Çadırı - Konya

CNN TÜRK'te yayınlanan Seçim Çadırı programının bugünkü adresi Konya'ydı. AK Parti'nin kalesi olan kentten farklı sesler de yükseliyor. Kentte AK Parti'ye yoğun tepki gösterenler de var. Bir gencin "Nefret ediyorum. Konya'dan yüzde 70 oranında yine aynı partiye oy çıkacak. İzmir'e yerleşmeyi düşünüyorum" demesi de dikkat çekti.

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player



Videoyu seyredemiyorsanız aşağıdaki linke tıklayın...
http://video.cnnturk.com/2011/programlar/5/31/secim-cadiri-konya

MHP'de çarpıcı artış, AK Parti'de dramatik düşüş

Metropoll Araştırma Şirketi Genel Müdürü Prof. Dr. Özer Sencar, Habertürk ekranlarındaki Hayatın İçinden programında Ceren Akdağ Şahin'in konuğu oldu.


Prof. Sencar son kaset skandallarının MHP'nin ve AK Parti'nin oylarını nasıl etkilediğini açıkladı. Prof. Sencar, Metropoll Araştırma Şirketi'nin yaptığı son seçim araştırmasında ulaştığı verileri ve kaset skandallarının sonuçlarını özetledi.


Sencar, kaset skandallarından sonra MHP oylarında artış, AK Parti oylarında düşüş yaşandığını belirtti: "AK Parti oylarının yüzde 42'nin üstüne çıkacağını düşünmüyorum. MHP'de ise en az 3-4 puan artış var."


İşte Sencar'ın açıklamaları:
Deniz Baykal'a yapılan kasetli komplodan sonra Kılıçdaroğlu'nun gelmesiyle İstanbul'da CHP'nin oyları 9 puan arttı. Türkiye genelinde de 2 puan yükseltti, oylar 21'den 23'e çıktı.


İnsanlara 'özel hayatın gizliliğinin bu şekilde ihlal edilmesini soğru buluyor musunuz?' diye sorduk. Yüzde 95, özel hayatların sergilenmesini yanlış buluyor. Doğru bulanlar, AK Partililer arasında yüzde 8, diğerleri arasında yüzde 2.


MHP'li seçmenin ise yüzde 91 doğru bulmuyor. Yüzde 6'sı doğru buluyor. Partizanlık işin içine girince, doğru bulanların oranında artış oluyor.


AK Partili seçmenin yüzde 32'si kasetli siyasete yanlış diyor.


Kasetli siyasetle ilgili olarak halkın genel düşüncesi şu yönde: MHP barajın altında kalırsa, AK Parti istifade edecek, 30-40 milletvekili fazladan olacak ve tek başına anayasayı değiştirecek gücü olacak. Bu sebeple sol seçmen arasında MHP'ye oy vereceğini söyleyenler oldu.


MHP'NİN OYLARI YÜZDE 15.5
MHP'nin oyları yüzde 15.5'e yükselirken, AK Parti'nin oyları 5 puan aşağı inmiştir.


Kılıçdaroğlu'nun özerklik vaadi vatandaşın yüzde 8 buçuğunun oyunu etkiledi. Muhafazakâr olmayan Kürtler CHP'ye oy verecek ve güneydoğu oylarında artış olacak.


En güvenilir lider sorusuna Bahçeli cevabını verenlerin oranı, Mayıs ayından sonra yüzde 5'ten yüzde 8'e çıktı.
kaynay:http://www.haberturk.com/gundem/haber/635637-mhpde-carpici-artis-ak-partide-dramatik-dusus

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Diyarbakır'da.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun beklenen Diyarbakır mitingi gerçekleşti. Kılıçdaroğlu konuşma yapacağı platforma boynunda puşi ile geldi. Sözlerine ise Başbakan Erdoğan'ı eleştirerek başladı. İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

Bu ülkeyi hepimiz seviyoruz. Hepimiz saygı duyuyoruz. Geleceğimiz için çaba harcıyoruz. Ayrılık gayrılık bizim kitabımızda yok.

Diyarbakır'a Sayın Erdoğan geldi, bir söz verdi. Bir genç "buraya fabrika yap" dedi. Bir, iki, üç söyledi. En sonunda Erdoğan, "Kardeşim biz buraya fabrika yapmayacağız" dedi. Yıl 2005'i. Erdoğan "Eski Diyarbakır Cezaevi yerine modern cezaevi yapacağız" dedi.

Kemal kardeşiniz size yeni bir hapishane değil, fabrika sözü veriyor.

Eski hapishanede dramlar yaşandı, büyük acılar yaşandı. Orayı bir müze haline getireceğiz. Diyarbakır'a gelenler o acıları görecek. Geçmişimizle yüzleşeceğiz. Acılarımızı paylaşacağız.

Diyorlar ya faili meçhuller bitti. 110 tane faili meçhul var. Dur ihtarına uymadığı için öldürülen kişi sayısı 315. Cezaevinde tutuklu olup tedavi için izin verilmeyen kişi sayısı 212 kişi. Tutuklu sayısı 2005'te 28 bin kişi, 2009'da 52.512 kişi. Hüküm giymemiş bu kişiler.

Taş attı diye yüzlerce çocuk tutuklandı.

Daha düne kadar CHP statükocu diyorlardı. Ezberini bozdum, kimyasını bozdum. Gördü ki biz değişimciyiz, demokrasiyi getireceğiz.

6 önerge verdik, reddettiler. Faili meçhulleri görmezlikten geldiler.

Yüzlerce kayıp var. Kayıplar için gelin komisyon kuralım, kayıpları bulalım dedik. İstanbul'da kayıplarla ilgili bir derneği ziyaret ettim. Ağlayan bir anne "Çocuğum kayıp, öldürüldüğünü biliyorum. Ama mezarını görmek istiyorum. Hiç değilse başında bir Fatiha okuyayım" dedi. Komisyon kuralım dedik. Geldi mi? Gelemez çünkü o değişimden yana değil.

Gel arkadaş yüzde 10 barajını indirelim dedik. Geldiler mi? Hayır. Çünkü bunlar demokrat değil, milli iradeye inanmıyorlar. Biz demokratız, özgürlükçüyüz, halktan yanayız.

Ahmed Arif ne diyor? Adiloş Bebe'de "Bunlar engerekler ve çiyanlardır, Bunlar aşımıza göz koyanlardır, Bunları tanı, Tanı da büyü" diyor Adiloş Bebe'ye...

Halkın iradesine saygı göstereceğiz. Halkın iradesiyle seçilen belediye başkanlarını aylarca hapiste tutuyorlar. Hatırlarsınız kelepçelediler, sıraya dizdiler, fotoğraflarını çektiler, medyaya servis yaptılar. Eğer halkın iradesine saygılıysanız o insanları aylarca tutukluyorsunuz? Aylarca neden tutuklandıklarını bilmiyorlar. Bu ucubeyi de hukuk sistemimizden kaldıracağız.

Uygar bir ülkede olması gereken yargı sistemini getireceğiz. Çocuklarımızı, kadınlarımızı gençlerimizi koruyacağız. Her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı bir Türkiye'yi ayağa kaldıracağız.

YETERİ KADAR DERDİNİZİ DİNLEMEDİK

Siz Hakkari'ye, Diyarbakır'a, Siirt'e gidemezsiniz diyorlardı. İşte geldik arkadaşlar. Esnafa da merhaba dedik. Ama bir şeyde haklılar. Biz yeteri kadar Diyarbakır'a gelmedik, yeteri kadar derdinizi dinlemedik. Ankara'da oturduk, bize oy verin dedi. Şimdi bunu değiştiriyoruz. Yeni bir CHP, daha özgür bir Türkiye, özgürlükçü bir parti, demokrasiyi içine sindiren bir parti. Daha çok geleceğiz, daha çok konuşacağız, daha çok çayınızı içeceğim.

Diyarbakır'da konuşurken Avrupa'nın kabul ettiği, bizim de Meclis'ten 1988'de geçen çağdaş bir yönetim olan yerel yönetimler özerklik şartlarını getireceğim dedim, hemen bakın sen Türkiye'yi bölüyorsun dediler. Buradan söylüyorum Türkiye bir bütündür, hiçkimse bölmek istemiyor. Bu coğrafyada hepimiz kardeşçe, huzur içinde yaşayacağız.

EN BÜYÜK BÖLÜCÜ RECEP TAYYİP ERDOĞAN'DIR

Sizin mitinginizde niye bayrak yok diyor. Bayrak bu ülkenin 73 milyon yurttaşın ortak paydasıdır. Bayrak hepimizin bayrağı, onuru, şerefidir. Onun üzerinden politika yapmak bölücülüktür, en büyük bölücü de Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Diyarbakır neyse İzmir de odur. Bitlis neyse Trabzon da odur. Biz niye bölünelim, bölenlere karşı direniyoruz. Bölücü olan belli, Ankara'da oturuyor. Kimliği de belli. Adı da Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Hakkari'den bir muhtar geldi. Biz ülkemizi seviyoruz, bu kanı durdurun artık dedi. Size bir sözüm var. Bedeli ne olursa olsun. Barışı getireceğim, Türkiye'yi cennete çevireceğim.

Diyarbakır'da hapishane sözü veren bir Başbakan var. Eğer siz hapishane istiyorsanız Eyvallah, gider 12 Haziran'da oyunuzu verirsiniz. Eğer hapishane değil, fabrika istiyorsanız sırtınızı AK Parti'ye döneceksiniz, 6 oku göreceksiniz, yeni CHP'yi göreceksiniz.

Recep Tayyip Erdoğan ilginç bir insan. Geliyor diyor ki Kürt sorunu var, bu sorun benim sorunum. Sonra bir bakıyoruz böyle bir sorun yoktur diyor.

Böyle bir sorun var mı? Millet mi doğruyu söyler, Recep Tayyip Erdğan mı? Böyle bir sorun var, o sorunu çözmek Kemal Kardeşinizin görevi olacaktır.

Diyarbakır'a önem veriyorum diyor. Allah aşkına 1,5 milyona ulaşan Diyarbakır'da sivil havalimanı var mı? Oylarınızı aldılar size verdikleri sözü tutmadılar. Oylarınızı aldılar size sırtınızı döndüler. Oy verseniz de vermeseniz de sizin sorununuzu çözeceğiz. Bizim için yandaş yok sadece vatandaş var.

Recep Bey'in derdi para. 2,5 aylık Kübra annesinin kucağında açlıktan öldü. Diyarbakır'da bir anne 4 çocuğuna sabah kahvaltısı veremedi diye intihar etti. Bu sorunu da çözeceğim. Aile sigortası getireceğim. Her ailede kadının banka hesabına en az 600 TL yatıracağız ve hiçkimseyi namerde muhtaç etmeyeceğiz.

Bu ülkede her etnik kimlikte yurttaşımız barış içinde özgürce yaşayacak.

Gençler diyorlar ki şu şifreye de değin. Onun başında oturan adamın adı Ali soyadı Demir. Ar damarı çatlamış adamdan hayır gelmez, gençlere umut vermez. Ar damarı çatlamış bir adam bütün bunların üzerine o koltukta oturuyorsa, bana yetki verin onu o koltuktan indirmesini bileceğim.

5 yıldır atanamayan öğretmenler var. Hepsini biliyorum, sorunların çözümünü de biliyorum. Çözüm halkın iktidarında.

Son zamanlarda Recep Bey benimle ilgili bir sürü şey söylüyor. Kendine güveniyorsan, adam gibi adamsan çıkarsın karşıma, sen sorarsın ben cevap veririm, ben sorarım sen cevap verirsin. Recep Bey karşıma çıkabilir mi?

Açılım açılım dedi, kepenkleri yüzüne yedi, baktı kimse gelmiyor, suçlu belediye dedi. Çırakken villa aldı, kalfayken gemi aldı, ustalaşmadın yol alacak...

Ahmed Arif'in şiiriyle bitirmek istiyorum:
öyle yıkma kendini
öyle mahsun, öyle garip...
nerede olursan ol
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile, diş ile
umut ile, sevda ile, düş ile

Bir sözüm daha var. Diyarbakır'dan az oy aldık biliyorum. Şimdi yeni bir nefes var, yeni bir anlayış var. Yeni arkadaşlarımız burada. Onlar size hizmet edecek, sizin için çalışacak. Özgürlük barış temelinde size destek verecekler. Onları size emanet ediyorum, sizi de Allah'a emanet ediyorum.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Kılıçdaroğlu'ndan esnafa 'yüzde 15' sözü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bağkur’dan emekli olduğu halde çalışmak zorunda kalan esnafın maaşından yüzde 15 kesinti yapıldığını belirterek, "Esnafımıza sözüm var; 12 Haziran’da Kemal kardeşinizi iktidara getirirseniz yüzde 15 kesintileri kalkacak" dedi.
Helikopterle Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesine gelen Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekili adayları ile Tuzgölü Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı.


CHP iktidarında "aile sigortası"nı getireceklerini ve geliri olmayan ya da asgari ücretin altında ücret alanlara en az 600 lira vereceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Evde kadınlar huzur içinde olacak, çocukları aç yatmayacaklar" dedi.


İktidara geldikleri takdirde esnafın sıkıntılarını da çözeceklerini savunan Kılıçdaroğlu "Esnafımız mutsuz çalışıp, Bağkur primlerini yatırıp emekli olmuşlar, fakat emekli maaşları yetmiyor, işine devam etmesi lazım. Çalıştığı için emekli aylığından yüzde 15 kesinti yapılıyor. Dünyanın hangi ülkesinde çalışan insan cezalandırılıyor? Sadece Türkiye’de cezalandırılıyor. Esnafımıza sözüm var; 12 Haziran’da Kemal kardeşinizi iktidara getirirseniz yüzde 15 kesintileri kalkacak" diye konuştu.


AK Parti iktidarına yönelik eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, yurt dışından kurbanlık hayvan getirdiğini ve ithal edilen tarım ürünlerine ödenen paranın yılda 20 milyon doları bulduğunu öne sürdü.


Doğalgazı olan ve parası olmadığı için doğalgaz alamayan vatandaşlara kömür yardımı yapıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Neden doğalgaz vermiyorsun? Çünkü kömürde vurgun yapacaklar. Ankara Başsavcısının önünde, kömürde yapılan vurgunun dosyası 2 yıldır bekliyor, ama o dosyanın kimse kapağını açmıyor. Kim kul hakkı yediyse onun hesabı sorulacaktır. İran’dan doğalgaz alıyoruz, kullanmadığımız doğalgazın bedeli olarak İran’a 2 milyar 600 milyon dolar para ödüyoruz. O faturaları onun yakasına iliştireceğim
meydanlarda öyle gezsin" dedi.


Miting sonrası Kılıçdaroğlu, partisinin Kırıkkale mitingine katılmak için helikopterle ilçeden ayrıldı.

Birileri ceplerini doldurdu benim cebim mektup dolu

Siyasete atılırken birileri gibi cebini doldurmayacağına söz verdiğini söyleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'Benim cebimde vatandaşlardan gelen mektuplar var. Ben sorunlarınızı çözmek için yola çıktım' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçim kampanyasında İstanbul Anadolu Yakası'nı ikinci kez programına aldı, ardından Bursa'da konuştu. Bağdat Caddesi'nde parti otobüsü üzerinden karanfil atan ve kısa bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, Maltepe mitinginde coşkulu bir kalabalığa hitap etti. Türkiye'de pek çok sorun olduğunu, ancak iktidarın bu sorunlara kayıtsız kaldığını belirten Kılıçdaroğlu, 'Onlar rantın peşindeler. AKP'nin genel merkezine bağlanan hortumları keseceğiz, o hortumları halka vereceğim'' dedi.
Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: 'Siyasete atılırken söz verdim, cebimi doldurmayacağım. Birileri cebini doldurdu. Benim cebimde vatandaşlardan gelen mektuplar var. Ben derdinize çözüm üretmek için yola çıktım. Eğer bu ülkede yalan, talan, yoksulluk, yolsuzluk bitsin, herkes onurlu yaşasın diyorsanız düşün peşime.' Kartal'da, CHP Gençlik Kolları üyelerince meşalelerle karşılanan Kılıçdaroğlu, Pendik'te kendisini karşılayanlara hitap ederken 'Burada bir miting planımız yoktu. Siz bir korsan miting düzenlemişsiniz. Sağa sola bakın, her an biber gazı gelebilir'' diyerek iktidarın baskıcı politikalarını eleştirdi. CHP olarak kimseye ayrımcılık yapmayacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Size bir sözüm var. Bu güzel ülkede doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde kimseyi ötekileştirmeden, bütün yurttaşlarımıza hizmet etmek için yola çıktım. CHP varsa, hem Hakkari için, hem Diyarbakır için var, hem İstanbul hem İzmir için var'' diye konuştu.
KARTALLAR GİBİ İNDİRECEĞİM
Konuşması sık sık 'Bursa seninle gurur duyuyor' sloganı ile kesilen Kılıçdaroğlu, 12 Haziran'da bütün Türkiye'nin de Bursa ile gurur duyacağını söyledi ve şöyle devam etti: 'Gençler bir pankart açmış, 'Makaram sarı bağlar, Tayyip söyler Arınç ağlar'. Manisalılar diyor ki biz kurtulduk Allah Bursalılara yardım etsin. Başbakan televizyonda karşıma çıkmaktan korkuyor. Eğer bir ülkenin başbakanı ana muhalefet partisi liderinden korkuyorsa o başbakanlık yapamaz. Her yerde söyleyeceğim bunu. Onu aşağı indireceğim. Kartallar gibi.'


Ermeni Patrikhanesi'nden madalya
KURULUŞUNUN 550. yılını kutlayan Ermeni Patrikhanesi, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e özel hizmet madalyası verdi.Kumkapı Meryem Ana Kilisesi'ndeki ayin sonrasında, tüm insanları ayrım gözetmeden kucakladığı için Sarıgül'e Ermeni cemaati adına teşekkür mesajı okundu. Sarıgül'ün Şişli'deki hizmetlerin yanı sıra cemaat kurumlarına yaptığı maddi ve manevi yardımların da takdire şayan olduğu belirtildi. Ardından Ermeni Patrikhanesi Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Sarıgül'e , özel hizmet madalyasını taktı.


Özgürlükçü demokrasi
CHP'nin 'Eşit Yurttaş Özgür Toplum' başlığını verdiği 'Demokrasi' raporunda CHP'nin değişimin ve büyük dönüşümlerin partisi olduğu vurgulandı. CHP'nin Türkiye Cumhuriyeti'ni kurup egemenliği halka vererek ilk büyük dönüşümü gerçekleştirdiği, ikinci büyük dönüşümü çok partili yaşama geçişi sağlayarak iktidarların demokratik yollardan el değiştirmesini sağladığı vurgulanan raporda CHP'nin üçüncü büyük dönüşümünün sosyal demokrasi olduğu belirtildi. Raporun sonuç bölümünde şöyle denildi: 'Özgürlüğün, değişimin ve umudun partisi CHP Türkiye'nin dördüncü büyük dönüşümünü gerçekleştirmek için hazırlanıyor. CHP'nin özgürlükçü demokrasi önerileri sadece siyasal sistemde gerçekleştirilecek reformlardan oluşmuyor. CHP siyasete hakim olan dili, değerler sistemini, zihniyet dünyasını değiştirmek istiyor. CHP'nin kuracağı yeni dil milli iradeden yana ve sivil olacak. Yeni siyasetin dili insan hakları olacak. Yeni siyasal düzenin merkezinde parlamento yer alacak.' Raporda AKP'nin kapsamlı bir eleştirisi yapıldı, Türkiye'de örtülü bir olağanüstü hal düzeni olduğu belirtildi ve CHP iktidarında insan hak ve özgürlüklerine dair uygulamalar sıralandı.