Sayfalar

BU FOTOĞRAF TAM 127$ KAZANDI...
HAYDİ FOTOĞRAFINI YÜKLE SENDE KAZAN

31 Mayıs 2011 Salı

Seçim Çadırı - Konya

CNN TÜRK'te yayınlanan Seçim Çadırı programının bugünkü adresi Konya'ydı. AK Parti'nin kalesi olan kentten farklı sesler de yükseliyor. Kentte AK Parti'ye yoğun tepki gösterenler de var. Bir gencin "Nefret ediyorum. Konya'dan yüzde 70 oranında yine aynı partiye oy çıkacak. İzmir'e yerleşmeyi düşünüyorum" demesi de dikkat çekti.

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player



Videoyu seyredemiyorsanız aşağıdaki linke tıklayın...
http://video.cnnturk.com/2011/programlar/5/31/secim-cadiri-konya

MHP'de çarpıcı artış, AK Parti'de dramatik düşüş

Metropoll Araştırma Şirketi Genel Müdürü Prof. Dr. Özer Sencar, Habertürk ekranlarındaki Hayatın İçinden programında Ceren Akdağ Şahin'in konuğu oldu.


Prof. Sencar son kaset skandallarının MHP'nin ve AK Parti'nin oylarını nasıl etkilediğini açıkladı. Prof. Sencar, Metropoll Araştırma Şirketi'nin yaptığı son seçim araştırmasında ulaştığı verileri ve kaset skandallarının sonuçlarını özetledi.


Sencar, kaset skandallarından sonra MHP oylarında artış, AK Parti oylarında düşüş yaşandığını belirtti: "AK Parti oylarının yüzde 42'nin üstüne çıkacağını düşünmüyorum. MHP'de ise en az 3-4 puan artış var."


İşte Sencar'ın açıklamaları:
Deniz Baykal'a yapılan kasetli komplodan sonra Kılıçdaroğlu'nun gelmesiyle İstanbul'da CHP'nin oyları 9 puan arttı. Türkiye genelinde de 2 puan yükseltti, oylar 21'den 23'e çıktı.


İnsanlara 'özel hayatın gizliliğinin bu şekilde ihlal edilmesini soğru buluyor musunuz?' diye sorduk. Yüzde 95, özel hayatların sergilenmesini yanlış buluyor. Doğru bulanlar, AK Partililer arasında yüzde 8, diğerleri arasında yüzde 2.


MHP'li seçmenin ise yüzde 91 doğru bulmuyor. Yüzde 6'sı doğru buluyor. Partizanlık işin içine girince, doğru bulanların oranında artış oluyor.


AK Partili seçmenin yüzde 32'si kasetli siyasete yanlış diyor.


Kasetli siyasetle ilgili olarak halkın genel düşüncesi şu yönde: MHP barajın altında kalırsa, AK Parti istifade edecek, 30-40 milletvekili fazladan olacak ve tek başına anayasayı değiştirecek gücü olacak. Bu sebeple sol seçmen arasında MHP'ye oy vereceğini söyleyenler oldu.


MHP'NİN OYLARI YÜZDE 15.5
MHP'nin oyları yüzde 15.5'e yükselirken, AK Parti'nin oyları 5 puan aşağı inmiştir.


Kılıçdaroğlu'nun özerklik vaadi vatandaşın yüzde 8 buçuğunun oyunu etkiledi. Muhafazakâr olmayan Kürtler CHP'ye oy verecek ve güneydoğu oylarında artış olacak.


En güvenilir lider sorusuna Bahçeli cevabını verenlerin oranı, Mayıs ayından sonra yüzde 5'ten yüzde 8'e çıktı.
kaynay:http://www.haberturk.com/gundem/haber/635637-mhpde-carpici-artis-ak-partide-dramatik-dusus

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Diyarbakır'da.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun beklenen Diyarbakır mitingi gerçekleşti. Kılıçdaroğlu konuşma yapacağı platforma boynunda puşi ile geldi. Sözlerine ise Başbakan Erdoğan'ı eleştirerek başladı. İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

Bu ülkeyi hepimiz seviyoruz. Hepimiz saygı duyuyoruz. Geleceğimiz için çaba harcıyoruz. Ayrılık gayrılık bizim kitabımızda yok.

Diyarbakır'a Sayın Erdoğan geldi, bir söz verdi. Bir genç "buraya fabrika yap" dedi. Bir, iki, üç söyledi. En sonunda Erdoğan, "Kardeşim biz buraya fabrika yapmayacağız" dedi. Yıl 2005'i. Erdoğan "Eski Diyarbakır Cezaevi yerine modern cezaevi yapacağız" dedi.

Kemal kardeşiniz size yeni bir hapishane değil, fabrika sözü veriyor.

Eski hapishanede dramlar yaşandı, büyük acılar yaşandı. Orayı bir müze haline getireceğiz. Diyarbakır'a gelenler o acıları görecek. Geçmişimizle yüzleşeceğiz. Acılarımızı paylaşacağız.

Diyorlar ya faili meçhuller bitti. 110 tane faili meçhul var. Dur ihtarına uymadığı için öldürülen kişi sayısı 315. Cezaevinde tutuklu olup tedavi için izin verilmeyen kişi sayısı 212 kişi. Tutuklu sayısı 2005'te 28 bin kişi, 2009'da 52.512 kişi. Hüküm giymemiş bu kişiler.

Taş attı diye yüzlerce çocuk tutuklandı.

Daha düne kadar CHP statükocu diyorlardı. Ezberini bozdum, kimyasını bozdum. Gördü ki biz değişimciyiz, demokrasiyi getireceğiz.

6 önerge verdik, reddettiler. Faili meçhulleri görmezlikten geldiler.

Yüzlerce kayıp var. Kayıplar için gelin komisyon kuralım, kayıpları bulalım dedik. İstanbul'da kayıplarla ilgili bir derneği ziyaret ettim. Ağlayan bir anne "Çocuğum kayıp, öldürüldüğünü biliyorum. Ama mezarını görmek istiyorum. Hiç değilse başında bir Fatiha okuyayım" dedi. Komisyon kuralım dedik. Geldi mi? Gelemez çünkü o değişimden yana değil.

Gel arkadaş yüzde 10 barajını indirelim dedik. Geldiler mi? Hayır. Çünkü bunlar demokrat değil, milli iradeye inanmıyorlar. Biz demokratız, özgürlükçüyüz, halktan yanayız.

Ahmed Arif ne diyor? Adiloş Bebe'de "Bunlar engerekler ve çiyanlardır, Bunlar aşımıza göz koyanlardır, Bunları tanı, Tanı da büyü" diyor Adiloş Bebe'ye...

Halkın iradesine saygı göstereceğiz. Halkın iradesiyle seçilen belediye başkanlarını aylarca hapiste tutuyorlar. Hatırlarsınız kelepçelediler, sıraya dizdiler, fotoğraflarını çektiler, medyaya servis yaptılar. Eğer halkın iradesine saygılıysanız o insanları aylarca tutukluyorsunuz? Aylarca neden tutuklandıklarını bilmiyorlar. Bu ucubeyi de hukuk sistemimizden kaldıracağız.

Uygar bir ülkede olması gereken yargı sistemini getireceğiz. Çocuklarımızı, kadınlarımızı gençlerimizi koruyacağız. Her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı bir Türkiye'yi ayağa kaldıracağız.

YETERİ KADAR DERDİNİZİ DİNLEMEDİK

Siz Hakkari'ye, Diyarbakır'a, Siirt'e gidemezsiniz diyorlardı. İşte geldik arkadaşlar. Esnafa da merhaba dedik. Ama bir şeyde haklılar. Biz yeteri kadar Diyarbakır'a gelmedik, yeteri kadar derdinizi dinlemedik. Ankara'da oturduk, bize oy verin dedi. Şimdi bunu değiştiriyoruz. Yeni bir CHP, daha özgür bir Türkiye, özgürlükçü bir parti, demokrasiyi içine sindiren bir parti. Daha çok geleceğiz, daha çok konuşacağız, daha çok çayınızı içeceğim.

Diyarbakır'da konuşurken Avrupa'nın kabul ettiği, bizim de Meclis'ten 1988'de geçen çağdaş bir yönetim olan yerel yönetimler özerklik şartlarını getireceğim dedim, hemen bakın sen Türkiye'yi bölüyorsun dediler. Buradan söylüyorum Türkiye bir bütündür, hiçkimse bölmek istemiyor. Bu coğrafyada hepimiz kardeşçe, huzur içinde yaşayacağız.

EN BÜYÜK BÖLÜCÜ RECEP TAYYİP ERDOĞAN'DIR

Sizin mitinginizde niye bayrak yok diyor. Bayrak bu ülkenin 73 milyon yurttaşın ortak paydasıdır. Bayrak hepimizin bayrağı, onuru, şerefidir. Onun üzerinden politika yapmak bölücülüktür, en büyük bölücü de Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Diyarbakır neyse İzmir de odur. Bitlis neyse Trabzon da odur. Biz niye bölünelim, bölenlere karşı direniyoruz. Bölücü olan belli, Ankara'da oturuyor. Kimliği de belli. Adı da Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Hakkari'den bir muhtar geldi. Biz ülkemizi seviyoruz, bu kanı durdurun artık dedi. Size bir sözüm var. Bedeli ne olursa olsun. Barışı getireceğim, Türkiye'yi cennete çevireceğim.

Diyarbakır'da hapishane sözü veren bir Başbakan var. Eğer siz hapishane istiyorsanız Eyvallah, gider 12 Haziran'da oyunuzu verirsiniz. Eğer hapishane değil, fabrika istiyorsanız sırtınızı AK Parti'ye döneceksiniz, 6 oku göreceksiniz, yeni CHP'yi göreceksiniz.

Recep Tayyip Erdoğan ilginç bir insan. Geliyor diyor ki Kürt sorunu var, bu sorun benim sorunum. Sonra bir bakıyoruz böyle bir sorun yoktur diyor.

Böyle bir sorun var mı? Millet mi doğruyu söyler, Recep Tayyip Erdğan mı? Böyle bir sorun var, o sorunu çözmek Kemal Kardeşinizin görevi olacaktır.

Diyarbakır'a önem veriyorum diyor. Allah aşkına 1,5 milyona ulaşan Diyarbakır'da sivil havalimanı var mı? Oylarınızı aldılar size verdikleri sözü tutmadılar. Oylarınızı aldılar size sırtınızı döndüler. Oy verseniz de vermeseniz de sizin sorununuzu çözeceğiz. Bizim için yandaş yok sadece vatandaş var.

Recep Bey'in derdi para. 2,5 aylık Kübra annesinin kucağında açlıktan öldü. Diyarbakır'da bir anne 4 çocuğuna sabah kahvaltısı veremedi diye intihar etti. Bu sorunu da çözeceğim. Aile sigortası getireceğim. Her ailede kadının banka hesabına en az 600 TL yatıracağız ve hiçkimseyi namerde muhtaç etmeyeceğiz.

Bu ülkede her etnik kimlikte yurttaşımız barış içinde özgürce yaşayacak.

Gençler diyorlar ki şu şifreye de değin. Onun başında oturan adamın adı Ali soyadı Demir. Ar damarı çatlamış adamdan hayır gelmez, gençlere umut vermez. Ar damarı çatlamış bir adam bütün bunların üzerine o koltukta oturuyorsa, bana yetki verin onu o koltuktan indirmesini bileceğim.

5 yıldır atanamayan öğretmenler var. Hepsini biliyorum, sorunların çözümünü de biliyorum. Çözüm halkın iktidarında.

Son zamanlarda Recep Bey benimle ilgili bir sürü şey söylüyor. Kendine güveniyorsan, adam gibi adamsan çıkarsın karşıma, sen sorarsın ben cevap veririm, ben sorarım sen cevap verirsin. Recep Bey karşıma çıkabilir mi?

Açılım açılım dedi, kepenkleri yüzüne yedi, baktı kimse gelmiyor, suçlu belediye dedi. Çırakken villa aldı, kalfayken gemi aldı, ustalaşmadın yol alacak...

Ahmed Arif'in şiiriyle bitirmek istiyorum:
öyle yıkma kendini
öyle mahsun, öyle garip...
nerede olursan ol
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının, fesatçının, hayının...
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile, diş ile
umut ile, sevda ile, düş ile

Bir sözüm daha var. Diyarbakır'dan az oy aldık biliyorum. Şimdi yeni bir nefes var, yeni bir anlayış var. Yeni arkadaşlarımız burada. Onlar size hizmet edecek, sizin için çalışacak. Özgürlük barış temelinde size destek verecekler. Onları size emanet ediyorum, sizi de Allah'a emanet ediyorum.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Kılıçdaroğlu'ndan esnafa 'yüzde 15' sözü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bağkur’dan emekli olduğu halde çalışmak zorunda kalan esnafın maaşından yüzde 15 kesinti yapıldığını belirterek, "Esnafımıza sözüm var; 12 Haziran’da Kemal kardeşinizi iktidara getirirseniz yüzde 15 kesintileri kalkacak" dedi.
Helikopterle Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesine gelen Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekili adayları ile Tuzgölü Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı.


CHP iktidarında "aile sigortası"nı getireceklerini ve geliri olmayan ya da asgari ücretin altında ücret alanlara en az 600 lira vereceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Evde kadınlar huzur içinde olacak, çocukları aç yatmayacaklar" dedi.


İktidara geldikleri takdirde esnafın sıkıntılarını da çözeceklerini savunan Kılıçdaroğlu "Esnafımız mutsuz çalışıp, Bağkur primlerini yatırıp emekli olmuşlar, fakat emekli maaşları yetmiyor, işine devam etmesi lazım. Çalıştığı için emekli aylığından yüzde 15 kesinti yapılıyor. Dünyanın hangi ülkesinde çalışan insan cezalandırılıyor? Sadece Türkiye’de cezalandırılıyor. Esnafımıza sözüm var; 12 Haziran’da Kemal kardeşinizi iktidara getirirseniz yüzde 15 kesintileri kalkacak" diye konuştu.


AK Parti iktidarına yönelik eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, yurt dışından kurbanlık hayvan getirdiğini ve ithal edilen tarım ürünlerine ödenen paranın yılda 20 milyon doları bulduğunu öne sürdü.


Doğalgazı olan ve parası olmadığı için doğalgaz alamayan vatandaşlara kömür yardımı yapıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Neden doğalgaz vermiyorsun? Çünkü kömürde vurgun yapacaklar. Ankara Başsavcısının önünde, kömürde yapılan vurgunun dosyası 2 yıldır bekliyor, ama o dosyanın kimse kapağını açmıyor. Kim kul hakkı yediyse onun hesabı sorulacaktır. İran’dan doğalgaz alıyoruz, kullanmadığımız doğalgazın bedeli olarak İran’a 2 milyar 600 milyon dolar para ödüyoruz. O faturaları onun yakasına iliştireceğim
meydanlarda öyle gezsin" dedi.


Miting sonrası Kılıçdaroğlu, partisinin Kırıkkale mitingine katılmak için helikopterle ilçeden ayrıldı.

Birileri ceplerini doldurdu benim cebim mektup dolu

Siyasete atılırken birileri gibi cebini doldurmayacağına söz verdiğini söyleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'Benim cebimde vatandaşlardan gelen mektuplar var. Ben sorunlarınızı çözmek için yola çıktım' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçim kampanyasında İstanbul Anadolu Yakası'nı ikinci kez programına aldı, ardından Bursa'da konuştu. Bağdat Caddesi'nde parti otobüsü üzerinden karanfil atan ve kısa bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, Maltepe mitinginde coşkulu bir kalabalığa hitap etti. Türkiye'de pek çok sorun olduğunu, ancak iktidarın bu sorunlara kayıtsız kaldığını belirten Kılıçdaroğlu, 'Onlar rantın peşindeler. AKP'nin genel merkezine bağlanan hortumları keseceğiz, o hortumları halka vereceğim'' dedi.
Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: 'Siyasete atılırken söz verdim, cebimi doldurmayacağım. Birileri cebini doldurdu. Benim cebimde vatandaşlardan gelen mektuplar var. Ben derdinize çözüm üretmek için yola çıktım. Eğer bu ülkede yalan, talan, yoksulluk, yolsuzluk bitsin, herkes onurlu yaşasın diyorsanız düşün peşime.' Kartal'da, CHP Gençlik Kolları üyelerince meşalelerle karşılanan Kılıçdaroğlu, Pendik'te kendisini karşılayanlara hitap ederken 'Burada bir miting planımız yoktu. Siz bir korsan miting düzenlemişsiniz. Sağa sola bakın, her an biber gazı gelebilir'' diyerek iktidarın baskıcı politikalarını eleştirdi. CHP olarak kimseye ayrımcılık yapmayacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Size bir sözüm var. Bu güzel ülkede doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde kimseyi ötekileştirmeden, bütün yurttaşlarımıza hizmet etmek için yola çıktım. CHP varsa, hem Hakkari için, hem Diyarbakır için var, hem İstanbul hem İzmir için var'' diye konuştu.
KARTALLAR GİBİ İNDİRECEĞİM
Konuşması sık sık 'Bursa seninle gurur duyuyor' sloganı ile kesilen Kılıçdaroğlu, 12 Haziran'da bütün Türkiye'nin de Bursa ile gurur duyacağını söyledi ve şöyle devam etti: 'Gençler bir pankart açmış, 'Makaram sarı bağlar, Tayyip söyler Arınç ağlar'. Manisalılar diyor ki biz kurtulduk Allah Bursalılara yardım etsin. Başbakan televizyonda karşıma çıkmaktan korkuyor. Eğer bir ülkenin başbakanı ana muhalefet partisi liderinden korkuyorsa o başbakanlık yapamaz. Her yerde söyleyeceğim bunu. Onu aşağı indireceğim. Kartallar gibi.'


Ermeni Patrikhanesi'nden madalya
KURULUŞUNUN 550. yılını kutlayan Ermeni Patrikhanesi, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e özel hizmet madalyası verdi.Kumkapı Meryem Ana Kilisesi'ndeki ayin sonrasında, tüm insanları ayrım gözetmeden kucakladığı için Sarıgül'e Ermeni cemaati adına teşekkür mesajı okundu. Sarıgül'ün Şişli'deki hizmetlerin yanı sıra cemaat kurumlarına yaptığı maddi ve manevi yardımların da takdire şayan olduğu belirtildi. Ardından Ermeni Patrikhanesi Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan, Sarıgül'e , özel hizmet madalyasını taktı.


Özgürlükçü demokrasi
CHP'nin 'Eşit Yurttaş Özgür Toplum' başlığını verdiği 'Demokrasi' raporunda CHP'nin değişimin ve büyük dönüşümlerin partisi olduğu vurgulandı. CHP'nin Türkiye Cumhuriyeti'ni kurup egemenliği halka vererek ilk büyük dönüşümü gerçekleştirdiği, ikinci büyük dönüşümü çok partili yaşama geçişi sağlayarak iktidarların demokratik yollardan el değiştirmesini sağladığı vurgulanan raporda CHP'nin üçüncü büyük dönüşümünün sosyal demokrasi olduğu belirtildi. Raporun sonuç bölümünde şöyle denildi: 'Özgürlüğün, değişimin ve umudun partisi CHP Türkiye'nin dördüncü büyük dönüşümünü gerçekleştirmek için hazırlanıyor. CHP'nin özgürlükçü demokrasi önerileri sadece siyasal sistemde gerçekleştirilecek reformlardan oluşmuyor. CHP siyasete hakim olan dili, değerler sistemini, zihniyet dünyasını değiştirmek istiyor. CHP'nin kuracağı yeni dil milli iradeden yana ve sivil olacak. Yeni siyasetin dili insan hakları olacak. Yeni siyasal düzenin merkezinde parlamento yer alacak.' Raporda AKP'nin kapsamlı bir eleştirisi yapıldı, Türkiye'de örtülü bir olağanüstü hal düzeni olduğu belirtildi ve CHP iktidarında insan hak ve özgürlüklerine dair uygulamalar sıralandı.

Kılıçdaroğlu, "Peki korkak adamdan Başbakan olur mu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "korktuğu için" kendisi ile televizyon programına çıkmadığını ileri sürerek, "Peki korkak adamdan Başbakan olur mu? Başbakan dediğinin yiğit bir adam olması lazım, başbakan dediğin kimseden korkmaması lazım" dedi.


Kılıçdaroğlu, partisinin Bolu Hükümet Meydanı'ndaki mitinginde halka hitap etti. "13 Haziran'ın Başbakanı" olarak anons edilen Kılıçdaroğlu, geçmişte ülkeye hizmet eden, taş taş üzerine koyan ister siyasetçi ister iş adamı herkesin saygıyla anılması gerektiğini belirtti. Kendilerinin geçmişe her zaman saygı duyduklarını ve bundan sonra da duyacaklarını belirterek Bolu'ya önemli eserler kazandıran İzzet Baysal'ı andı.


Alandakilere "Bolu'nun sorunları var mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, "evet" yanıtı üzerine, "Ben iki dönemdir Meclisteyim bir Bolu milletvekilinin kürsüye çıkıp 'Bolu'nun bu derdi vardır' dediğini duymadım" diye konuştu. Bolu'nun yeteri kadar teşvik almadığını, kentteki fabrikaların taşındığını ifade eden Kılıçdaroğlu, kentin milletvekillerinin iki dönemdir iktidar partisinden olduğunu, ancak bunların şehrin sorunlarını çözemediklerini savundu. Şehirde işsizliğin, yoksulluğun arttığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Ne diyorlar? 'İstikrar sürsün Türkiye büyüsün'. Eyvallah Türkiye büyüsün de Bolu'nun ne günahı var? Bolu niye kan kaybediyor?" dedi. Kılıçdaroğlu, "Sandığa giderken bir şeyi düşünün. 87 yıllık bir Cumhuriyet tarihinde yurt dışından niye ithal kurbanlık koyun gelir? Niye gelir? Niye angus gelir? Eğer ülkeyi düşünüyorsak, yurttaşımızı düşünüyorsak, bu ülkede işsizlik olmasın diye düşünüyorsak, işsizliği başınıza bela eden, yoksulluğu başınıza bela eden, yasakları başınıza bela eden bu hükümeti 12 Haziran'da alaşağı edip halkın iktidarını kurmalıyız" dedi.


-"AKP'YE BAĞLANAN BÜTÜN HORTUMLARI KESECEĞİM"-


Alandaki bazı pankartları da okuyan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Bu ülkede yoksulluğu tarihe gömeceğim, bu ülkede hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, bu ülkede barışı ve kardeşliği sağlayacağım, 'Bu ülkede çatık kaşlı insanlar değil, güler yüzlü insanlar olsun' diyorum. Herkesin yüzü gülmeli, her evde neşe, her evde huzur olmalı' diyorum. Bunları söylerken Recep Bey diyor ki, 'Parayı nereden bulacaksın?' Kardeşinize güvenin. Vatandaş, 'Sen AKP'ye giden hortumları kesersin' diyor. Keseceğim zaten, hiç meraklanmayın. AKP'ye bağlanan bütün hortumları keseceğim. Benim umudum sizlersiniz. Geleceği siz belirleyeceksiniz. Türkiye'yi gerçekten çağdaş uygarlığa çıkarmak istiyorsak ortak mücadele edeceğiz, güçlerimizi birleştireceğiz. Ben günde en az 16 saat çalışıyorum; sizden sadece 10 dakika istiyorum. 10 dakika çalışın Türkiye'yi aydınlığa çıkaralım. "


CHP iktidarında yapılması planlanan aile sigortası hakkında da bilgi veren Kılıçdaroğlu, 'Aile sigortasının uygulamaya konulduğunda yeşil kartın kalkacağı' söylemlerinin doğru olmadığını, ikisinin birbirinden farklı uygulamalar olduğunu vurguladı. Alandaki 'Tarlaya ektim soğan, mahvettin bizi Erdoğan' pankartını da okuyan Kılıçdaroğlu, "Soğan kısımını bilmiyorum, ama şu patates işinde gerçekten milleti mahvetti. Patates üreticisinin hakkını vermiyor, kota getiriyor. Nedir bu kota? Ecevit'e de demişlerdi: Afyon kotası getir, afyon ektirme. Ne yaptı Ecevit? Yiğit bir adam gibi durdu, 'Bir dakika' dedi. 'Sen bana talimat veremezsin, ben köylüme afyon ektireceğim ve o da parasını kazanacak' dedi. Aynı genlere sahibiz, aynı inanca sahibiz" dedi.


-"HER AN RECEP DÜŞEBİLİR"-


Vatandaşın borç içinde olmasından dolayı şehirdeki icra dairelerinin sayısının arttığını savunan Kılıçdaroğlu, Bolululardan "12 Haziran'da sandığa gidip AKP'ye ders vermelerini" istedi. "Siz ders verirseniz bana bir görev düşüyor, AKP'nin gövdesini silkeliyorum, dallarını silkelemek size ait. Dallarını silkeleyecek misiniz? Dallarını silkelerken dikkatli olun her an Recep düşebilir" diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemi seviyorum, insanlarımı seviyorum, herkesin huzur içinde yaşamasını istiyorum. Cebimi değil, vatandaşın cebini düşünüyorum. Cebimi değil, bu ülkede kimse yatağa aç girmesin diye düşünüyorum. Cebimi değil, ülkemi düşünüyorum, ülkemin uygarlaşmasını düşünüyorum, ülkemin büyümesini istiyorum, ülkemin kalkınmasını istiyorum. Yani halkı düşünüyorum. "


CHP iktidarında askerliğin de düşmesini planladıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Yeni CHP ülkenin bütün sorunlarına kilitlenen, çözüm üreten, halkın derdine derman olan, eğer bir yerde yoksulluk varsa onu kendine dert edinen, işsizlik varsa dert edinen, esnafın sorunu varsa onu kendine dert edinen bir partidir. Yeni CHP çözüm üreten, halkın yanında olan, halkın partisidir. Bizim bütün projelerimiz insan üzerine, insanın mutluluğu üzerine. Onların da bütün projeleri rant üzerine. Nasıl birileri köşeyi döner, nasıl birileri zengin olur, nasıl birilerini zengin ederiz diye" dedi. İktidarlarında harçları kaldıracaklarını ve öğrencilerin "YÖK belasından" kurtulacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, çiftçi için mazotun litresini 1, 5 lira yapacaklarını da anlattı.


Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Meydanlara çıkıp sabah Kılıçdaroğlu, akşam Kılıçdaroğlu, öğle Kılıçdaroğlu söyleyip duruyor. Ezberi bozulmuş, ezberini bozacağım. Kimyası bozulmuş, kimyasını bozacağım. Diyor ki 'Şunu yaptı, bunu yaptı'. Arkadaş gücün varsa, devletin bütün imkanları elinde, gel senin yandaş televizyonuna çıkalım konuşalım, el mi yaman bey mi yaman bir görelim. Recep Bey gelebilir mi? Karşıma çıkar mı? Niye çıkamaz? Korkuyor. Ben de biliyorum. Peki korkak adamdan başbakan olur mu? Başbakan dediğinin yiğit bir adam olması lazım, başbakan dediğinin kimseden korkmaması lazım. Kemal'den de korkuyorsa, sizin Kemal'inizden bir bildiği vardır. Ben söyleyeyim. Sizin Kemal'inizin karşısına çıkabilmesi için bir, geçmişinin temiz olması lazım. İki, kul hakkı yememesi lazım. Üç, mangal gibi yürek lazım. "


-ERDOĞAN'IN KILIÇDAROĞLU'NA YÖNELİK "SANAL" İFADESİ-


Kemal Kılıçdaroğlu, Kırıkkale mitinginin ardından helikopterle Bolu'ya geldi. Kılıçdaroğlu'nu taşıyan helikopter Bolu Atatürk Stadı'na indi. Kılıçdaroğlu'na Bolu mitinginde Genel Başkan Yardımcıları Umut Oran ve İzzet Çetin ile bölge milletvekilleri de eşlik etti. Kılıçdaroğlu'nu taşıyan otobüs kaldırımın yüksek olması nedeniyle miting alanına girişte zor anlar yaşadı. Kılıçdaroğlu, Bolu mitinginde konuşmasını yağmur altında yaptı. Yağmur nedeniyle kısa konuşan Kılıçdaroğlu, daha sonra da bir kahvehaneye girerek çay içti, vatandaşlarla sohbet etti. Vatandaşlarla sohbetinin ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin Başbakan Erdoğan'ın kendisi için 'sanal' ifadesini kullandığını hatırlatarak, değerlendirmesinin olup olmayacağını sorması üzerine şunları söyledi: "Tabii, karşıma çıkarsa istediği televizyon kanalında bana sorsun ben de yanıtını veririm. Benim arkamdan niye konuşuyor? Yiğit adam birisinin arkasından konuşmaz, yüzüne karşı söyler. Gelsin karşıma, yüzüme karşı söylesin, cevabını vereyim. Ama gelemez, korkar. Onun için diyorum ki, 'Korkak adamdan da başbakan olmaz'. Kusura bakmasın doğruyu söylüyorum." Kılıçdaroğlu, daha sonra helikopterle gitmesi planlanan Sakarya mitingine hava muhalefeti nedeniyle karayolu ile gitti.


AA

29 Mayıs 2011 Pazar

"Haramilerin saltanatını yıkacağız"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim çalışmalarına İstanbul Anadolu yakasında devam etti. Kadıköy, Bağdat Caddesi, Kartal, Maltepe ve Pendik'te halka seslenen Kılıçdaroğlu, "12 Haziran'da haramilerin saltanatını yıkacağız" dedi. 
Kılıçdaroğlu, seçim çalışmaları kapsamında Kadıköy'de vatandaşları seçim otobüsünden selamladı. Ayrıca bazı esnafı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, vatandaşlarla sohbet etti. Bağdat Caddesi'nde seçim otobüsünün üstüne çıkan Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk ile vatandaşlara karanfil attı. Daha sonra Maltepe'ye geçen Kılıçdaroğlu, burada partisinin düzenlediği mitingde halka seslendi.
Türkiye'de herkesin huzur içinde yaşamasını istediklerini anlatan Klıçdaorğlu, ''Biz, ülkemizde barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz, bir çocuğun bile yatağa aç girmediği güzel bir ülke istiyoruz'' dedi.

''Ezildikçe çoğaldık'' yazılı bir pankartı okuyan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ''Baskı var, şiddet var, ezilme var, esnaf siftah yapamıyor. O halde ezildikçe çoğalacağız, çoğaldıkça iktidara gideceğiz. CHP emeklinin, işçinin, sanatkarın, esnafın, ev kadınının, çalışanların partisidir, CHP, halkın partisidir. Yola çıktık mücadele ediyoruz. Bu ülkede huzuru sağlamanın yolu, herkesin karnının doymasından geçiyor, bu ülkede barışı sağlamanın yolu, herkesin çalışmasından, bu ülkede özgürlüğü sağlamanın yolu, herkesin örgütlenmesinden geçiyor. Biz aş ve iş düşünüyoruz; biz, özgür bir toplum istiyoruz; biz, demokrasi istiyoruz; bu güzel ülkede barış içinde yan yana huzurlu yaşamak istiyoruz.''
Türkiye'de pek çok sorun olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Ülkenin sorunlarına iktidar tamamen kayıtsız. Onlar rantın peşindeler, onlar ülkenin rantına talipler. Hepsi köşeyi döndü. AKP'nin genel merkezine bağlanan hortumları keseceğiz, o hortumları halka vereceğim'' dedi.
Kılıçdaroğlu, 9 yıldır AK Parti'nin ülkeyi yönettiğini, ülkede bütün kesimin mutsuz olduğunu ve hayatından memnun olmadığını öne sürerek, hükümetin icra dairelerinin sayılarını arttırdığına değindi. Her kesime saygı göstereceklerini, çevreyi koruyacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, ''işsizlerin, çiftçilerin, yurtseverlerin artık AK Parti'nin oltasına gelmeyeceğini'' belirtti.
''ALLAH'INA KURBAN MALTEPE''
1 milyon 700 bin çocuğun umudunun söndürüldüğünü savunan Kılıçdaroğlu, ''çocukların şifreli sınav kurbanı olduğunu, çocuklarının geleceğiyle oynanan ailelerin, AK Parti'ye ders vermeleri gerektiğini'' dile getirdi.
Kılıçdaroğlu, ''Anneler söz veriyor musunuz? Siz söz veriyorsanız, 'Recep'e yol göründü' demektir. Bütün meydanlarda 81 ilde AK Parti'yi silkeleyeceğim. Size önemli bir görev düşüyor, dallarını da siz silkeleyeceksiniz. Silkeliyorum da ezberleri şaştı. Yukarıdan elma armut düşer diye beklemeyin dikkatli olun her an Recep düşebilir'' ifadelerini kullandı.
''Emekliler, enerji tasarrufu yapın, ampulleri gevşet'' yazılı bir pankart okuyan Kılıçdaroğlu, 9 milyon emeklilinin oyunu istedi. Kılıçdaroğlu, hortumculardan, yalandan talandan temizlenmiş güzel bir Türkiye istediklerini kaydederek ''Kardeş kavgası olmasın istiyoruz, herkes barış içinde huzurlu yaşasın istiyoruz. Hakkari'ye, Muş'a, Bitlis'e gittim, adamların ezberleri bozuldu. Hiç merak etmeyin kimyalarını da bozacağım'' diye konuştu.
Meydanlarda halkçı, devrimci, fakirden, ezilenden, kadın erkek eşitliğinden, özgürlükten yana olan CHP'yi anlattıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, ''Bir şey söyleyeceğim Recep Bey yine bozulacak: 'Allah'ına kurban Maltepe' diyorum'' dedi. CHP'nin, herkes için var olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''CHP varsa, hem Hakkari için, hem Diyarbakır için var, hem İstanbul hem İzmir için var. CHP, herkes için var'' şeklinde konuştu.
"1923 VİZYONU OLMAYANLARIN 2023'TEN HABERİ OLMAZ"
Kılıçdaroğlu, Maltepe'den sonra Kartal ve Pendik'te seçim otobüsünden halkı selamladı. Kılıçdaroğlu, Kartal'da, CHP Gençlik Kolları üyelerince meşalelerle karşılandı.
Pendik'te halka hitap eden Kılıçdaroğlu, burada bir miting yapma planlarının olmadığını belirterek, ''Siz bir korsan miting düzenlemişsiniz. Sağa sola bakın, her an biber gazı gelebilir'' dedi.
Kimseye ayrımcılık yapmayacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Size bir sözüm var. Bu ülkede huzur içinde yaşanan bir Türkiye'yi ayağa kaldırmak için yola çıktım. Bu güzel ülkede doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde kimseyi ötekileştirmeden bütün yurttaşlarımıza hizmet etmek için yola çıktım'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ''Siyasete atılırken söz verdim, cebimi doldurmayacağım. Birileri cebini doldurdu. Benim cebimde vatandaşlardan gelen mektuplar var. Ben sizin derdinize çözüm üretmek için yola çıktım; sizin sorunlarınızı aşmak için yola çıktım; herkesin iş, herkesin aş bulduğu bir Türkiye için yola çıktım. Güvencem sizsiniz. Eğer bu ülkede yalan, talan, yoksulluk, yolsuzluk bitsin, herkes onurlu yaşasın diyorsanız düşün peşime, 12 Haziran'da haramilerin iktidarını yıkalım.''
Türkiye'de yoksulluğun arttığını öne süren Kılıçdaroğlu, geleceğe umutla bakmak isteyenlerin adresinin CHP olduğunu belirtti ve "1923 vizyonu olmayanların 2023'ten haberi olmaz" dedi.

İnan Kıraç'tan şaşırtıcı seçim iddiası!

"Güvenilir kaynaklardan bilgi aldım. CHP birinci parti olacak. Sizinle bu konuda bahse bile girerim"


MALUMU İLAN!

Hükümetin baş terörist Öcalan ile pazarlığa giriştiğini yadsıyan yok!

Başbakan, İmralı’da terörist başı ile görüştüklerini saklama gereğini duymuyor.

Öcalan da cezaevinden örgüte, cinayetlere devam etmesi talimatını veriyor.

Örgüt; İstanbul’da masum insanlara bombalı saldırı düzenliyor ve Başbakan, gayet rahat, “Olay PKK imzalı” diyor.

Vatandaş bacağını kaybediyor, yaralananlar hastanelerde.

Oy yitirmeye asla, ne olursa olsun, dünyalar yıkılsın razı olamayan Başbakan; bomba olayından sonra, çocuklara oyuncak, altın dağıtmaya gidiyor.

Hükümet böyle. Medyanın hali malum.

***

Yargının bağımsızlık sürecinden bağımlı düzeye nasıl geldiğini anlatmaya da gerek yok.

Bugünlerde kimilerinin de maskeleri düşerek gerçekler ortaya çıkınca; yarabbi, ne büyük günah işledik ki, böylesine demokrasiye aykırı yüzlerin yönetiminde yaşamaya mahkûm olduk diye insanın içinden kendini sorgulaması geliyor.

Örneğin kimi davalardaki gelişmeler daha az mı şaşırtıcı?

Seçim derdine düştük. Dikkat çekmeyen bir haber; gizli tanık gerçeğinin ne olduğunu değil, ne olmadığını kanıtladı.

Darbeye katılımcı diye içeri alınan Albay Dursun Çiçek; son duruşmada bir gizli tanıklığın ne denli yalancı, uydurma olduğunu açığa çıkardı.

Gizli tanık, “darbeci” Albay Dursun Çiçek’i teşhis etmiş. Albay’ın sorduğu sorulara gizli tanıktan aldığı yanıtlar; inanın Aziz Nesin’in güldürü öykülerini bile solluyor:

“Soru – Madem beni gördün, söyle bakalım, üstümde nasıl bir elbise vardı?

Yanıt – Hâki renkli asker üniforması vardı.

- Ben denizciyim, bizim üniformamızın rengi başka.

- Tamam şimdi hatırladım, beyaz renkli bir üniforma vardı.

- Yine yalan söylüyorsun. Çünkü sen beni ocak ayında gördüğünü söylüyorsun. Oysa ocak ayında biz siyah giyeriz.”

Bu sorgulamadan sonra gizli tanığın Albay Çiçek’i suçlayıcı açıklamalarının değeri beş para eder mi?

***

Karamsar yorumlara insanı; örneğin Ajda Pekkan gibi neredeyse yarım yüzyıllık bir şarkıcının yaptığı açıklamalar zorluyor.

Sayısını herhalde artık kendisinin de anımsamadığı, yeni yüzünü biçimlendiren son estetik ameliyatından sonra; Devlet Bakanı Egemen Bağış’a sesleniyor:

“Muhteşem vizyonunuzla ülkemizin önünü açtınız. Her zaman sanat ve sanatçının yanındasınız” dedikten sonra, lakin -nedense, ne içinse- dili fren tutmuyor. Dualar ediyor: “Allah sizi başımızdan eksik etmesin!”

Daha önce Köşk salonlarında zamanın cumhurbaşkanına kıl çeken bir başka alaturka kadın şarkıcı da Emine Hanım’ın önüne diz çöküp, “Beraber yürüdük biz bu yollarda”yı birlikte söylüyor.

Bu ülkede onurlu yaşamak bedava! Yalakalık para getiriyor, parrrra!

***

Anketler yine boy göstermeye başladı.

İktidar tayfası gazetelerden biri dün yine AKP’nin yüzde 48’lerde durduğunu -bir ankete dayanarak- açıklıyordu.

Heyecandan yoksun seçimin neler getireceği götüreceği; içeride olduğu kadar dışarıda da merak konusu. Örnek:

Yazarımız Leyla Tavşanoğlu’na Washington’da bir ABD yönetim yetkilisi, RTE’nin zaten ayakta olan sinirlerini daha bir bozacak bir iki sonuç açıklamış: AKP’nin 367’ye ulaşması hayal. Oy oranı yüzde 38! MHP de baraja takılmaz!

Seçimde heyecandan yoksun diyoruz ama, yalnız partiler değil, bireyler de seçim anketleriyle yakından ilgili. Bu ilgiyi örnekleyeyim:

25 Mayıs Perşembe günü Güncel’de ismini vermediğim bir ünlü işadamımızın güvenilir kaynaklardan aldığı bilgilere dayanarak; CHP’nin 12 Haziran seçiminden birinci parti olarak çıkacağını söylediğini yazdım.

Genel yayın müdürümüzle beraberdik. Anketlere göre, kesin saptamayı (iddiayı) kuşkuyla karşıladığımda “Sizinle bu konuda bahse girerim” dediğini, hatta bizim mütevazı önerimize karşılık -bahsi kaybederse- “ne istersek, ama ne istersek alacağını” altını çizerek söyledi. O kadar emindi CHP’nin birinci parti olacağından.

Yazının yayımlandığı 25 Mayıs’ta ve dün sabah; “CHP’nin birinci parti olacağını kesin ifadeyle söyleyen ünlü işadamının kim olduğunu soran” yoğun istekler geldi, okurlardan ve partililerden!

CHP’nin bu seçimde AKP’den ülkeyi kurtarmasına o denli gönül bağlandı ki; olası sonucu aldığı bilgilere dayanarak, üstelik bahse girecek kadar kesin bir ifadeyle söyleyen ünlü bir işadamının adını yazmak zorunluluğu doğdu: İnan Kıraç’tı.

25 Mayıs’ta da yazdığımı yineleyeyim: 12 Haziran’da; AKP’den bir an evvel kurtulmayı yıllardır özleyen ben, bahsi kaybetmeyi… Sayın Kıraç da kazanmayı bekliyoruz!



Cüneyt Arcayürek / Cumhuriyet

"1923 vizyonu olmayanların 2023'ten haberi olmaz"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim çalışmalarına İstanbul Anadolu Yakası'nda düzenlediği mitinglerle devam etti.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim çalışmalarına İstanbul Anadolu yakasında devam etti. Kadıköy, Bağdat Caddesi, Kartal, Maltepe ve Pendik'te halka seslenen Kılıçdaroğlu, "12 Haziran'da haramilerin saltanatını yıkacağız" dedi.

Kılıçdaroğlu, seçim çalışmaları kapsamında Kadıköy'de vatandaşları seçim otobüsünden selamladı. Ayrıca bazı esnafı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, vatandaşlarla sohbet etti. Bağdat Caddesi'nde seçim otobüsünün üstüne çıkan Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk ile vatandaşlara karanfil attı. Daha sonra Maltepe'ye geçen Kılıçdaroğlu, burada partisinin düzenlediği mitingde halka seslendi.

Türkiye'de herkesin huzur içinde yaşamasını istediklerini anlatan Klıçdaorğlu, ''Biz, ülkemizde barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz, bir çocuğun bile yatağa aç girmediği güzel bir ülke istiyoruz'' dedi.

''Ezildikçe çoğaldık'' yazılı bir pankartı okuyan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ''Baskı var, şiddet var, ezilme var, esnaf siftah yapamıyor. O halde ezildikçe çoğalacağız, çoğaldıkça iktidara gideceğiz. CHP emeklinin, işçinin, sanatkarın, esnafın, ev kadınının, çalışanların partisidir, CHP, halkın partisidir. Yola çıktık mücadele ediyoruz. Bu ülkede huzuru sağlamanın yolu, herkesin karnının doymasından geçiyor, bu ülkede barışı sağlamanın yolu, herkesin çalışmasından, bu ülkede özgürlüğü sağlamanın yolu, herkesin örgütlenmesinden geçiyor. Biz aş ve iş düşünüyoruz; biz, özgür bir toplum istiyoruz; biz, demokrasi istiyoruz; bu güzel ülkede barış içinde yan yana huzurlu yaşamak istiyoruz.''

Türkiye'de pek çok sorun olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Ülkenin sorunlarına iktidar tamamen kayıtsız. Onlar rantın peşindeler, onlar ülkenin rantına talipler. Hepsi köşeyi döndü. AKP'nin genel merkezine bağlanan hortumları keseceğiz, o hortumları halka vereceğim'' dedi.

Kılıçdaroğlu, 9 yıldır AK Parti'nin ülkeyi yönettiğini, ülkede bütün kesimin mutsuz olduğunu ve hayatından memnun olmadığını öne sürerek, hükümetin icra dairelerinin sayılarını arttırdığına değindi. Her kesime saygı göstereceklerini, çevreyi koruyacaklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, ''işsizlerin, çiftçilerin, yurtseverlerin artık AK Parti'nin oltasına gelmeyeceğini'' belirtti.

''ALLAH'INA KURBAN MALTEPE''
1 milyon 700 bin çocuğun umudunun söndürüldüğünü savunan Kılıçdaroğlu, ''çocukların şifreli sınav kurbanı olduğunu, çocuklarının geleceğiyle oynanan ailelerin, AK Parti'ye ders vermeleri gerektiğini'' dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, ''Anneler söz veriyor musunuz? Siz söz veriyorsanız, 'Recep'e yol göründü' demektir. Bütün meydanlarda 81 ilde AK Parti'yi silkeleyeceğim. Size önemli bir görev düşüyor, dallarını da siz silkeleyeceksiniz. Silkeliyorum da ezberleri şaştı. Yukarıdan elma armut düşer diye beklemeyin dikkatli olun her an Recep düşebilir'' ifadelerini kullandı.

''Emekliler, enerji tasarrufu yapın, ampulleri gevşet'' yazılı bir pankart okuyan Kılıçdaroğlu, 9 milyon emeklilinin oyunu istedi. Kılıçdaroğlu, hortumculardan, yalandan talandan temizlenmiş güzel bir Türkiye istediklerini kaydederek ''Kardeş kavgası olmasın istiyoruz, herkes barış içinde huzurlu yaşasın istiyoruz. Hakkari'ye, Muş'a, Bitlis'e gittim, adamların ezberleri bozuldu. Hiç merak etmeyin kimyalarını da bozacağım'' diye konuştu.

Meydanlarda halkçı, devrimci, fakirden, ezilenden, kadın erkek eşitliğinden, özgürlükten yana olan CHP'yi anlattıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, ''Bir şey söyleyeceğim Recep Bey yine bozulacak: 'Allah'ına kurban Maltepe' diyorum'' dedi. CHP'nin, herkes için var olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''CHP varsa, hem Hakkari için, hem Diyarbakır için var, hem İstanbul hem İzmir için var. CHP, herkes için var'' şeklinde konuştu.

"1923 VİZYONU OLMAYANLARIN 2023'TEN HABERİ OLMAZ"
Kılıçdaroğlu, Maltepe'den sonra Kartal ve Pendik'te seçim otobüsünden halkı selamladı. Kılıçdaroğlu, Kartal'da, CHP Gençlik Kolları üyelerince meşalelerle karşılandı.

Pendik'te halka hitap eden Kılıçdaroğlu, burada bir miting yapma planlarının olmadığını belirterek, ''Siz bir korsan miting düzenlemişsiniz. Sağa sola bakın, her an biber gazı gelebilir'' dedi.

Kimseye ayrımcılık yapmayacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Size bir sözüm var. Bu ülkede huzur içinde yaşanan bir Türkiye'yi ayağa kaldırmak için yola çıktım. Bu güzel ülkede doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde kimseyi ötekileştirmeden bütün yurttaşlarımıza hizmet etmek için yola çıktım'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ''Siyasete atılırken söz verdim, cebimi doldurmayacağım. Birileri cebini doldurdu. Benim cebimde vatandaşlardan gelen mektuplar var. Ben sizin derdinize çözüm üretmek için yola çıktım; sizin sorunlarınızı aşmak için yola çıktım; herkesin iş, herkesin aş bulduğu bir Türkiye için yola çıktım. Güvencem sizsiniz. Eğer bu ülkede yalan, talan, yoksulluk, yolsuzluk bitsin, herkes onurlu yaşasın diyorsanız düşün peşime, 12 Haziran'da haramilerin iktidarını yıkalım.''

Türkiye'de yoksulluğun arttığını öne süren Kılıçdaroğlu, geleceğe umutla bakmak isteyenlerin adresinin CHP olduğunu belirtti ve "1923 vizyonu olmayanların 2023'ten haberi olmaz" dedi.

CHP Yükselirken AKP Düşüyor

Kılıçdaroğlu, "Benim gördüğüm, CHP yükselişini sürdürecek, AKP de düşüşünü sürdürecektir" dedi

Kılıçdaroğlu, TV 8’de yayımlanan "Seçim Özel" programına katılarak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, "seçim tarihine yaklaşılırken, daha önce açıklanan kamuoyu araştırmalarında değişmeler yaşandığı ifade ediliyor. Tabanda kaymalar mı var?" sorusuna, kamuoyu araştırma şirketlerinin eskiden üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylediğini kaydederek, "Ama bugünkü kamuoyu araştırmaları CHP’nin yükselişini, AKP’nin düşüşünü gösteriyor. Benim gördüğüm, CHP yükselişini sürdürecek, AKP de düşüşünü sürdürecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Onların yaptığı anketler de bağımsız kuruluşların yaptığı anketler de bunu gösteriyor. Sayın Erdoğan’ın hırçınlığındaki temel neden de düşüşte olduğunu görmüş olmasıdır. Ben bunu sahada görüyorum zaten. Geçmişe göre çok canlı, son derece dinamik bir tablo var. Beni umutlandıran, gençlerin ve kadınların siyasete çok daha fazla ilgi göstermesidir. Bu, hem demokrasimiz açısından çok güzel hem de CHP acısından çok güzel."

Kılıçdaroğlu, partisinin gelecek kurultayında parti tüzüğünü değiştireceğini ifade ederek, "Tüzük de şöyle bir kural getireceğiz: Bir ilde il başkanımız var, seçimlerde oyu düşmüşse otomatikman düşmüş olacak. Onları görevden almaya gerek kalmayacak. Böyle objektif kurallar koyacağız" dedi.

Partisinin oy oranının 1-2 puan artmasını başarı saymayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, CHP’yi iktidara taşıyacağını öne sürdü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarında "Sayın Kılıçdaroğlu, oyunu yükseltmekten bahsediyor, iktidar olmaktan bahsetmiyor sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"Sayın Başbakan benim ne söylediğimi anlamamış ya da danışmanları benim söylediğimi aktaramamışlar. Elbette ki iktidar olmak istiyoruz. Bizim oyumuzun yükselişte olması ne demektir, iktidara giderek yakın olduğumuz demektir. Biz şu teklifte de bulunduk. Demokrasilerde karşılaşılan doğal bir sonuç vardır. Bir siyasal partinin lideri oylarını düşürürse istifa eder, yükseltirse yerinde kalır. ’Senin oyların düşerse genel başkanlığı bırak, benim oylarım düşürse ben bırakırım’ dedim. Yanaşmadı bunlara. Bizim iktidar olacağımızı o da görüyor. Görmemesi mümkün değil."

"SEÇİMLERİN GÜVENLİĞİ İÇİN YSK’YA BAŞVURDUK" 


Kemal Kılıçdaroğlu, 12 Haziran’daki seçmen artışına ilişkin de bu konuda özel bir araştırmalarının olmadığını söyledi. Seçmen artışının dikkatlerini daha önce çektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bu nedenle Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) yayımladığı listeyi sitelerine koyduklarını belirtti. Partilerinin internet sitesinde sorgulama yapan her vatandaşın kendi adını ve vatandaşlık numarasını girdiği zaman kendi adresinde kimlerin oturup oturmadığını görebileceğini bildiren CHP lideri, bu konuda seçmenlere büyük bir imkan sunduklarını kaydetti.

Seçim güvenliğine ilişkin bir soruya da Kılıçdaroğlu, seçim güvenliği acısından, seçimlerin yüzde 100 güvenliğinin sağlanması için YSK’ya başvurduklarını belirterek, "Biz, ’bütün sandıklardaki tutanakları tarayıcıdan geçirerek kendi internet sitenize koyun’ dedik. Bunu da isteyen kontrol etsin. Tutanaklar vatandaşlar tarafından görülsün istedik. YSK bu talebimizi reddetti" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarına ilişkin bazı endişelerin bulunduğunun sorulması üzerine de "O konuda çok şikayet var, somut bazı bilgiler var ama sonuçta bizim elimizde bütün tutanakların orijinalleri olsa bunları ortaya çıkarmak çok kolay olacak. Referandum sürecinde bütün sandıklarda görevlilerimize şunları söyledik: ’Islak imzalı tutanakları alacaksınız, birer örneğini bize yollayacaksınız’ bunda yüzde 85 oranında bir başarı elde ettik. Bu seçimlerde yüzde 100’e yakın başarı elde edeceğimizi tahmin ediyorum" cevabını verdi.

"Son dönemde imam hatip okulları ve başörtüsü konusu yeniden seçim meydanlarında konuşulmaya başladı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?" sorusunu Kılıçdaroğlu, şöyle yanıtladı:

"Sayın Başbakan kaybedeceğini bildiği için ’acaba ben mütedeyyin insanları nasıl kandırırım’ diye yola çıktı. İmam hatipleri biz, yani CHP kurdu. Çıksın desin ’ben kurdum’. Söyleyebilir mi? Çıktı, ’Zonguldak Üniversitesini biz kurduk’ dedi. İnsanda biraz sıkılma olur. Zonguldak Üniversitesi sen daha başbakan olmadan önce kurulmuştu. Kaybeden kişi, nerede nasıl insanları kandırırım arayışı içine girer. Başbakan da bu arayışın içindedir."

Başbakan Erdoğan’ı televizyonda canlı yayına çağıran Kılıçdaroğlu, "Bir programda karşıma çıksa, gerçekten dağıtacağım. Yeter ki bir çıksın" iddiasında bulundu.

CHP’NİN HAKKARİ MİTİNGİ 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin Hakkari mitinginde BDP ile iş birliği yaptığı yönündeki eleştirilere de "Kıskançlık... İşin Türkçesi o. Gidiyor oraya kepenkler kapanıyor, biz gidiyoruz dükkanlar açık. Ne yapayım, ben gittiğim zaman da mı kepenkler kapansın. Kepenklerin kapanması doğal bir olay değildir. Başbakan’a tepki olarak kapandığını gazeteler yazdı ama ben ’kepenkleri niye kapattınız’ diye sormadım. Bizim alanımız farklı, biz siyaset yapıyoruz. Gittiğimde Vali’yi de Belediye Başkanı’nı da Başsavcı’yı da ziyaret ettim" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Çanakkale’de 2004 yılında yapılan bir törende, bir generalin Başbakan geldiğinde ayağa kalkmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna, "Doğru bulmuyorum" yanıtını verdi.

"YAĞMUR YAĞSA, KAR YAĞSA SEBEBİ CHP. BAZI KİŞİLERDE BÖYLE BİR HASTALIK OLUŞMUŞ"


Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Yağmur yağsa, kar yağsa sebebi CHP. Bazı kişilerde böyle bir hastalık oluşmuş. Hiçbir zaman ’askeri darbeler iyidir’ demedim. CHP’nin iktidara en yakın olduğu dönemlerde darbe olmuştur, bizim genel başkanlarımız hapse girdi, bizim gençlerimiz öldürüldü" dedi.

TV8’de yayımlanan "Seçim Özel" programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, yerel özerklik tartışmalarına ilişkin bir soru üzerine, bu projenin CHP’ye ait olmadığını belirtti. Yerel yönetimlerin Avrupa Konseyinin şartı olduğunu ve Türkiye’nin 1988 yılında 6 maddesine çekince koyarak bunu kabul ettiğini ve o 6 madde için de Bakanlar Kuruluna yetki verdiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"AKP’nin seçim bildirgesinde yerel yönetimlerin özerklik şartlarının kabul edildiğini söylüyor ama o kadar cahil insanlar ki... Demek ki programı başkaları yazdı. Kendi seçim bildirgelerinden haberleri yok. Biz baştan beri söylüyoruz yerel yönetimlerin güçlenmesi, maddi olanakların olması lazım. AKP’ye yakın belli bir kanadın yerel yönetimlerde özerklik şartından haberi bile yok. O kanadın 2011 seçim kılavuzundan haberi bile yok. O kanat, ’Acaba biz CHP’yi nasıl vururuz’ diye düşünüyor.

Biz hem programımızda hem de seçim bildirgemizde yerel yönetimlerin güçlü olmasını isteriz. Bir belediye başkanının hayatının yarısı Ankara’da para peşinde koşmakta geçiyor. Kendilerinin acil eylem planında yerel yönetimlerle ilgili gelir yasasını getireceklerine ilişkin taahhütleri var. Bugüne kadar o taahhütleri yerine getirmediler."

Kılıçdaroğlu, gazetecilerin Başbakan Erdoğan’ın 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ’CHP’nin Milli Şefi’ ilan ettiğini hatırlatması karşısında, Süleyman Demirel’in hiçbir zaman, hiçbir şekilde kendisinden ’şunu aday yapın’ diye bir istekte bulunmadığını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, "Sayın Erdoğan’ı dinlediğim zaman sanki biz sabah akşam Sayın Demirel ile oturup konuşuyor, günlerce program falan hazırlıyoruz. Yok öyle bir şey. Bu Sayın Demirel’e karşı haksızlık oluyor. Ben şunu da söyledim, benim telefonum da belli, Demirel’in telefonu da belli. Yetki verelim, kayıtlarımızı tutsunlar. Ne zaman konuşmuşuz baksınlar" diye konuştu.

Seçim öncesi 29 ilde ön seçim yaptıklarını bildiren Kılıçdaroğlu "AKP’nin cesaret edemediğini biz yaptık. Önümüzdeki seçimlerde bütün illerimizde ön seçim yapacağız" dedi.

Esnaf ve KOBİ’ye ödediği vergi ve sigorta primi kadar sıfır faizli kredi vereceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, şu anda üretimi artırmak yerine esnaf ve KOBİ’nin perişan edildiğini savundu. Kemal Kılıçdaroğlu, AK Partinin CHP’nin bu politikasına sıcak bakmadığını, ancak en ufak bir eleştiride de bulunmadığını kaydetti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, siyasete kaset etkisi için ne düşündüğünün sorulması üzerine, Anayasada özel hayatın gizliliğine ilişkin temel kural olduğunu hatırlatarak, "İktidarın bu konuda daha dikkatli olması gerek. Siyaset hayatının bu şekilde dizayn edildiğini düşünüyorlarsa herhalde bir bildikleri vardır" diye konuştu.

Yasadışı yollardan elde edilen bu tür durumların hiç tartışılmaması gerektiğini vurgulayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Mehmet Ali Ağca olayında medya bir karar alarak bu konuyu haber yapmadı. Bu kaset olaylarında da biz bunları tartışmazsak bu konular ilgi odağı olmaktan çıkar. Başbakan kaset siyaseti yapıyor. Malzeme olarak kullanması için oturup onları izledi demek ki. Başbakanın
başka işi gücü mü yok" ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, seçim çalışmaları sırasındaki performansının olağanüstü olduğunun belirtilmesi üzerine, bürokrasiden kalan alışkanlıkla çalıştığını, sorunu ortaya koyup, çözüm bulduktan sonra ortaya çıkıp konuştuğunu söyledi. CHP’nin hazırladığı projeleri belirledikten sonra uzun süre projeler üzerine çalıştıklarını, daha sonra kamuoyu ile paylaştıklarını bildiren Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin her yerine giderek çalışmalarını anlatması gerektiğine inandığını, 81 ile gideceklerini, bunun yanı sıra yüzlerce de ilçeyi ziyaret ettiklerini ve etmeye devam edeceklerini kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 27 Mayıs askeri darbesinin yıl dönümünde CHP’li Nur Serter’in sözlerini mitinglerde dile getirerek, "CHP, idam edilme gününü bayram ilan etti" ifadelerini kullandığının hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, "Yağmur yağsa, kar yağsa sebebi CHP. Bazı kişilerde böyle bir hastalık oluşmuş. Hiçbir zaman ’askeri darbeler iyidir’ demedim. CHP’nin iktidara en yakın olduğu dönemlerde darbe olmuştur, bizim genel başkanlarımız hapse girdi, bizim gençlerimiz öldürüldü. Onlardan kim öldürüldü. Şimdiki yönetimin askeri darbeden ne farkı var? Daha basılmamış kitaplar yasaklanıyor. Askerler bunu yapmadı, başbakanın önünde ayağa kalkmadı, ne oldu hapse girdi, iki genç ’parasız eğitim istiyoruz’ diye pankart açıyor, 14 aydır hapiste kalıyorlar, hangi darbe döneminde oldu bu, şimdi oldu" diye konuştu.

Gazeteci Enver Aysever’in CHP Parti Meclisi üyeliğinden ve milletvekili adaylığından Sinan Aygün ve Mehmet Haberal’ın CHP’den aday gösterilmesine tepki göstererek, istifa ettiğinin anımsatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, "Aysever saygı duyduğum önemli bir gazeteci. Partiye bir ara ilgi gösterdi, Parti Meclisine seçildi, daha sonra yine kendisinin inandığı bazı gerekçelerle siyaseti bıraktı, bu kararına saygı duyacağız. Dolayısıyla farklı bir yorum yapmak istemiyorum. Sadece Sinan Aygün değildi Aysever’in itirazı, daha farklı bir itirazı vardı, ama Sinan Aygün ile aynı listede yer almadı, kendisi İstanbul listesindeydi, çekildi, saygı duymak gerekir" dedi.

Sayın Başbakanım, Türkiye hazır, hedef 2023, fakat…

Emre Özçelik
Sayın Başbakanım,
Bilal Erdoğan’ı yakinen tanıdığınızı; dolayısıyla, Dünya Bankası adlı kuruluştan haberdar olduğunuzu biliyorum. Efendim, bu Dünya Bankası türlü çeşitli veri derliyor. Misal, “Dünya Kalkınma Göstergeleri” var (World Development Indicators). Ben buradan birtakım verilere ulaştım, bazı basit hesaplamalar yaptım. Sonuçları özetleyerek arz edeceğim izninizle.
Fakat bu sonuçları öyle ulu orta kimseyle paylaşmayınız. Çünkü hükümetinizin ekonomi performansını olduğundan daha iyi göstererek maddi-manevi menfaat sağlayan iç ve dış mihrakların söyledikleriyle çelişen sonuçlar bunlar. Nitekim bu sonuçlara dayanarak yaptığım basit bir projeksiyona göre, 2023’te Türkiye ekonomisinin dünyanın önde gelen ekonomileri arasında yer almasına imkân ve ihtimal yok. Ne yazık ki, sonuçlar çok açık.
Sayın Başbakanım, bu yüzden, bu sonuçları delikanlı olduğunu düşündüğünüz – tercihan Kasımpaşalı – iktisatçılarınıza bir gösterin, derim. Aman diyeyim; bunlar muhalefetin eline geçerse, önümüzdeki seçimde işiniz umduğunuz kadar kolay olmayabilir maazallah.
Sayın Başbakanım, delikanlı iktisatçılarınıza, “Bir ülkenin ekonomi performansını, diğer ülkelerin ekonomi performansıyla kıyaslamanın en temel ölçütü nedir?” diye soracak olursanız, size birkaç gösterge sayabilirler. Saydıkları bu göstergeler arasında şu da olacaktır muhakkak: “Sabit dolar fiyatlarıyla, satın alma gücü paritesine göre hesaplanmış kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla”. İşte ben Dünya Bankası’nın bu göstergeye ilişkin verilerine şöyle bir baktım ve 2002–2009 dönemi için aşağıdaki sonuçlara ulaştım. Dünya Bankası 2010 rakamlarını henüz açıklamamış. 2002–2009 yerine 2002–2010 dönemine bakabilseydik, Türkiye ekonomisinin göreli durumu birazcık daha iyi çıkacaktı. Fakat aşağıdaki sonuçlar ve yorumlar çok büyük ölçüde aynı kalacaktı.
Efendim, 2005 baz yıl olmak üzere, sabit dolar fiyatlarıyla satın alma gücü paritesine göre hesaplanmış “kişi başına gayrisafi yurtiçi hasıla” rakamları enteresan. Türkiye için 2002’de 9153 dolar olan bu rakam, 2009’da 11209 dolara çıkmış. Yani 2002–2009 döneminde, Türkiye’nin “kişi başına reel gayrisafi yurt içi hasıla”sı yılda yüzde 2.94 oranında büyümüş.
Fakat Sayın Başbakanım, aynı dönemde, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde bu rakam yılda ortalama ne kadar büyümüş, hiç merak etmediniz mi? Ben size söyleyeceğim şimdi. Ama Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ülkeleri gelirlerine göre üç gruba ayırdığını hatırlatayım öncelikle: Üst-orta gelir grubundaki ülkeler, alt-orta gelir grubundaki ülkeler ve alt gelir grubundaki ülkeler. Türkiye, biliyorsunuz, üst-orta gelir grubunda bir ülke. Söz konusu bu üç ülke grubunun 2002–2009 döneminde “kişi başına reel gayrisafi yurtiçi hasıla”ları yılda ortalama ne kadar büyümüş?
Üst-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 3.34.
Alt-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 7.27.
Alt gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 3.97.
Türkiye: Yüzde 2.94.
(Kaynak: Dünya Bankası, Dünya Kalkınma Göstergeleri. Hesaplamalar bana ait, ama inanmazsanız delikanlı olduğunu düşündüğünüz iktisatçılarınıza bir kontrol ettiriniz).
Yani, Sayın Başbakanım, 2002–2009 döneminde, Türkiye ekonomisi, diğer gelişmekte olan ülke ekonomilerine göre daha kötü yönetilmiş. Başka bir deyişle, küresel finansal genişlemeden istifade etmek bakımından, Türkiye kendi ayarındaki ülkelere nazaran açıkça daha zayıf bir performans sergilemiş. Yani, Sayın Başbakanım, bir vatandaşımız bir gün karşınıza dikilip size şöyle derse, başı ağrımaz: “Sayın Başbakanım, gelişmekte olan diğer ülkelerin hükümetleri ekonomilerini, sizin Türkiye ekonomisini yönettiğinizden daha iyi yönetmiş”. Hükümetinizi yıpratmaya çalışan böyle bir militan vatandaşa, “Ananı da al git” demeyiniz, rica ederim. Zira vatandaş haklı… İnanmazsanız, delikanlı olduğunu düşündüğünüz iktisatçılarınıza sorunuz.
Efendim, bir de, öğrendiğime göre, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır; Türkiye hazır, hedef 2023” yollu bir beyanatınız olmuş. 2023’e kadar iktidarda kalmayı düşünüyorsunuz, anladığım kadarıyla. Ülkeyi ve ekonomisini aşağı yukarı 20 yıl aralıksız yönetmiş olmaya talipsiniz, yani.
Sayın Başbakanım, velev ki bu öngörünüz gerçekleşti. 2023’e kadar iktidardasınız, yani. Peki, 20 yıl boyunca, söz konusu üç ülke grubu ve Türkiye, 2002–2009 dönemindeki ekonomi performanslarını aynen sürdürürlerse, sonuç nice olurdu, hiç düşündünüz mü? Sonuçlar aşağıda:
Üst-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 93.
Alt-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 307.
Alt gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 118.
Türkiye: Yüzde 78.
Efendim, yukarıdaki tabloyu, 2002–2009 dönemindeki performansların 20 yıl boyunca aynen sürdürüldüğünü varsayarak oluşturdum. Nasıl ki sizin yaptıklarınız yapacaklarınızın garantisi; diğer gelişmekte olan ülkelerin hükümetlerinin yaptıkları da yapacaklarının garantisidir herhalde.
Kısacası, Sayın Başbakanım, 2002–2009 dönemindeki performansınızı 20 yıl boyunca aynen sürdürürseniz, Türkiye’nin “kişi başına reel gayrisafi yurt içi hasıla”sını 20 yılda toplamda yüzde 78 artırmış olacaksınız. Hâlbuki gelişmekte olan diğer ülkelerin hükümetleri aynı döneme ait performanslarını 20 yıl boyunca aynen sürdürürlerse çok daha başarılı olacaklar: Üst-orta gelir grubundaki ülkeler yüzde 93, alt-orta gelir grubundaki ülkeler yüzde 307 ve alt gelir grubundaki ülkeler yüzde 118!
Sayın Başbakanım, hal böyle iken, densizin biri çıkar da size doğru “Atma Recep, din kardeşiyiz” diye seslenirse, sinirlenmeyiniz rica ederim. İçinizden 20’ye kadar sayınız; bakın görün nasıl sakinleşecekseniz.
Sayın Başbakanım, yaptıklarınız yapacaklarınızın hakikaten teminatı ise, 2023’te Türkiye ekonomisinin dünyanın önde gelen ekonomileri arasında yer almasına imkân ve ihtimal yok. Dahası, Türkiye ekonomisinin göreli durumu gerilemeye yazgılı. Sonuçlar çok açık. Delikanlı iktisatçılarınız beni teyit edeceklerdir. Keza Bilal Bey kardeşim de…
Saygılarımla arz ederim.
Emre Özçelik
Not: Sayın Başbakanım, 2023’e kadar milletvekilliği beklentim yoktur. Benimkisi insaniyet namına bir ikaz sadece…
KAYNAK:

28 Mayıs 2011 Cumartesi

İzmir AKP tarafından hazmedilemiyor

CHP lideri Kılıçdaroğlu partisinin İzmir mitinginde yoğun yağmura rağmen Gündoğdu Meydanı'nda toplanan binlerce vatandaşa hitap etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’in, insanların özgürce sokağa çıkıp, özgürce nefes aldığı bir kent olduğunu belirterek, "İzmir bu nedenle AKP tarafından hazmedilemiyor. ’Nasıl olur da İzmir’i baskı altına alırız, nasıl olur da İzmir’in İzmirlinin sesini çıkarmayız’ diye çalışıyorlar" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin İzmir Gündoğdu Meydanı’ndaki mitinginde yaptığı konuşmada, mitinge katılanların halini hatırını sorduktan sonra, "Bir şey söyleyeceğim ama Recep Bey kızacak. Kızsın mı? Allah’ına kurban İzmir" dedi.

İzmir’in; aydınların, yiğitlerin, güzel insanların kenti, Türkiye’nin incisi olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"İzmir, aydınların yaşadığı bir kenttir. İzmir üniversitelerin olduğu, insanların özgürce nefes aldığı bir kenttir. İzmir bu nedenle AKP tarafından hazmedilemiyor. ’Nasıl olur da İzmir’i baskı altına alırız, nasıl olur da İzmir’in, İzmirlinin sesini çıkarmayız, nasıl olur da İzmirliye nefes aldırmayız’ diye çalışıyorlar. Buna izin verecek misiniz?"

İzmir’in, ilk kurşunun atıldığı, milli mücadelenin başladığı bir kent olduğunu, Hasan Tahsin’lerin kenti olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Elbette ki İzmir’i hazmedemiyor, sindiremiyorlar ama ben 13 Haziran’da sizin yetkinizle onları sindireceğim" dedi.

-"SANKİ ASKERİ YÖNETİM VAR"-
Özgürlüğü yaşamak, özgürlüğü teneffüs etmek istediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bu güzel ülkede sanki askeri yönetim varmış gibi bütün ülkeyi OHAL’e dönüştürdüler. Sanki olağanüstü hal varmış gibi sabahın köründe polis, evlerinizi basıyor. Sabahın köründe ifadeleriniz alınıyor. Mustafa Balbay ne yaptı? Yazı yazdı. Yazı yazmanın suç olduğu bir ülkedeyiz. Basılmamış kitabın toplatıldığı ülkedeyiz. Bir de kalkmış, ’Efendim eskiden kitapların girişi yasaktı, biz serbest bıraktık...’ Sen yazılmamış kitabı imha eden bir ülkenin başbakanısın. Bu ayıp iktidara aittir. Hiçbir yerde, hiçbir zaman düşünce özgürlüğünün önündeki engelleri var kabul etmeyeceğiz, tamamını yıkacağız. Düşünce özgürlüğünü getireceğiz, özgür Türkiye’yi kuracağız.

Bugün bir de dış politika uzmanı kesilmiş. ’Vay efendim dış politikada şunu yaptık, bunu yaptık...’ Ne yaptın dış politikada sen? ’Rasmussen’e oy vermeyeceğim’ dedin, tıpış tıpış gittin, oy verdin. Ondan sonra da horozlanıyorsun. Onun adamı ABD’de ne dedi Allah aşkına? ’Bu adamı süpürmeyin, kullanın’ dedi. Kullanılan bir Başbakan var şu anda. Recep Tayyip Erdoğan kullanılıyor.

Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, ABD’de, AB’de geldiğimiz süreç şu: Dışlanan bir Türkiye. İran ile oturup sözlü anlaşma yapacaklardı, Brezilya ile birlikte aracı olacaklardı, hakem olacaklardı. Ne oldu? Yalnız bırakıldı. Biz biliyoruz. Bunlar ceplerini düşünen bir iktidar, halkı değil. Kendilerini düşünen bir iktidar, halkı değil. Çoluk çocuğuna iş bulan, halkın çocuğuna değil."

Her 4 çocuktan birinin yatağa aç girdiğini savunan Kılıçdaroğlu, "4 çocuktan birisinin yatağa aç girdiği 21. yüzyılın Türkiye’sinde bu ayıp Ankara’da oturup ahkam kesenlere aittir" dedi.

Başbakan Erdoğan’ın kimyasını bozduğunu, ezberini bozup şifresini çözdüğünü, mücadeleye devam edeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, CHP’nin oylarının yükselişte. AKP’nin oylarının da düşüşte olduğunu savundu. Günde 16 saat çalıştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, her partilinin günde 10 dakika çalışıp çevresindekileri ikna etmesini istedi.

BAŞBAKAN'A HAKKARİ YANITI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ben kendisine (Başbakan Erdoğan) diyorum ki, ya arkadaş her konuda, her şeyi bilmeyebilirsin eyvallah. Arzu ediyorsan, Bakanlar Kurulunu al, gel yine tek başıma çıkacağım. Çıkabilir mi?Çünkü çıkması için 3 tane koşul lazım. Bir geçmişi temiz olacak, iki kul hakkı yemeyecek, üç mangal gibi yürek lazım kardeşinizin karşısına çıkmak için" dedi.

Kılıçdaroğlu, İzmir Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenen mitingdeki konuşmasında, hapishanelerdekilerin sayısının 50 binlerden 2011 Nisan itibariyle 123 bine çıktığını belirterek, "Hakkari’ye gittim. Recep Bey duysun. Recep Beyin ezberini bozdum. Ne diyordu? Sivas’ın ötesine geçmezmişiz. Sivas’ın ötesine geçtik. Anadolu’nun bağrına gittik. Ama ezberi bozuldu, ezberini bozmaya devam edeceğim" dedi.

Bitlis’e, Diyarbakır’a da gideceğini bildiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Hakkari de bizim, İzmir de bizim. Diyarbakır da bizim, Edirne de bizim. Türkiye’de şu anda bölücülük yapan bir kişi var, o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Toplumu ayrıştırıyor, toplumu bölüyor. Etnik kimlik açısından bölüyor, inanç açısından bölüyor. O istediği kadar bölmeye çalışsın, biz birleştireceğiz. Biz bütünleşeceğiz. Bir halkız ve güçlüyüz diyeceğiz. Uzun süredir bir çağrı yapıyorum, uzun süredir. Benimle ilgili bir sürü şey söylüyor, eyvallah. Kendisine diyorum ki ya arkadaş senin bir sürü yandaş kanalın var. Bir sürü televizyonun var, yandaş gazetecin var. Senin istediğin saatte gel karşıma, ben sorayım sen yanıtla. Sen sor ben yanıtlayayım. Recep Tayyip Erdoğan, Kemal kardeşinizin karşısına çıkabilir mi? Bir de bu tarafa soralım, bakarsın, ’Çıkar’ derler. Ben kendisine diyorum ki, ya arkadaş, her konuda herşeyi bilmeyebilirsin eyvallah. Arzu ediyorsan Bakanlar Kurulunu al gel, yine tek başıma çıkacağım. Çıkabilir mi? Çünkü çıkması için 3 tane koşul lazım. Bir, geçmişi temiz olacak. İki, kul hakkı yemeyecek. Üç mangal gibi yürek lazım kardeşinizin karşısına çıkması için.

Peki size bir soru, korkak adamdan başbakan olur mu? Yüreksiz insandan başbakan olur mu? Ben de onu söylüyorum. Gel arkadaş. Diyor ki, ’Televizyonlara çıkmayacağım.’ Arzu ediyorsa Konya’da gel beraber karşıma, meydanda oturalım, meydanda konuşalım. İzmir dersem hiç gelmez. 81 il benim ilimdir. 81 ilde de aynı çağrıyı yapacağım. Hangi ilde istiyorsa, orada karşıma çıksın."

İzmir’in bu sezon önemli bir şeye daha imza attığını, Göztepe futbol takımının Birinci Lige, Altınordu’nun da ikinci lige çıktığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Geliyoruz ayın 12’sine. İzmir’in gücüyle İzmir’in verdiği mücadeleyle, Türkiye’de CHP’yi birinci lige çıkarmaya hazır mıyız? Siz hazırsanız, Kemal kardeşiniz de hazır. Ekiple birlikte hazırız. Güzel bir ekibimiz var, hiç meraklanmayın" diye konuştu.

Mitinge katılanlardan, günde 10 dakika çalışmalarını isteyen Kılıçdaroğlu, geçmişte hangi partiye oy verirse versin, herkesin başının üzerinde yeri olduğunu söyledi. Türkiye’nin yeni bir sürece girdiğini, bütün aydınları, yurtseverleri, geleceğe güvenle bakmak isteyenleri CHP çatısı altına beklediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Gelin evinize gelin. Yurtseverlerin çatısı altında toplanalım. Türkiye’yi aydınlığa çıkaralım" dedi.

-TAŞERON İŞÇİLER PANKART AÇTI-

Taşeronlaşmayı bitireceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında, Konak Belediyesinde taşeron şirkette işten çıkarılan ve 93 gündür eylem yapan işçiler, "Taşerona karşı savaşıyoruz. 93 gündür eylemdeyiz.
Kılıçdaroğlu duy sesimizi. Konak Belediyesi taşeron işçileri" yazılı pankart açtı.

Üniversite harçlarını kaldıracaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Recep Beyin sigortaları yine atacak. Atsın mı? Ben de attıracağım sigortasını zaten. ’Parayı nereden bulacaksın?’ diyor. Yandaşa gelince para var. 7 göbeğine, hortumcuya para var. Vatandaşa gelince para yok. Hortumcuya, 7 sülaleye, yandaşa para yok, vatandaşa var.

Annelere bir sözüm daha var. 1 milyon 700 bin çocuğunuz sınavlara girdi. Şifreci başları, hala oturuyorlar koltuklarında. 13’ünde yetki vereceksiniz. 14’ünde onlar yok olacaklar. Bir adamın ar damarı çatlamamışsa o koltukta oturur mu? Demek ki ar damarı çatlamış. Ar damarı çatlayan bir adam bir koltukta oturur mu? Geçenlerde bir karikatür vardı. Beyefendinin karikatürünü çizmişler ama yüzü yok. Yüzsüz. Ne diyelim?

Geçen gün dedim ki; ben özgürlüğü getireceğim, demokrasiyi getireceğim, terörü bitireceğim, kardeşliği getireceğim. Yine Recep Beyde sigorta atmış. Efendim diyor ki ’O şifreyi biliyorsun, formülü biliyorsun, bana ver biz uygulayalım.’ 9 yıldır oturuyorsun ülkenin sorunlarını çözemedin. Benden formül istiyorsun."

-"BİRİSİ SANA KEFEN GİYDİRECEKSE KARŞISINDA KEMAL KARDEŞİNİ BULACAK"-

Başbakan Erdoğan’ın mağdur edebiyatı yaptığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "İkide bir diyor ki, ’Efendim biz kefenimizi giydik.’ Ne kefeni ya? Kim sana kefen giydirecek? Buradan söylüyorum, Recep Bey meraklanma. Birisi sana kefen giydirecekse, karşısında Kemal kardeşini bulacak. Biz demokrasiyi istiyoruz, bizim gibi düşünmeyen insanlara da özgürlük tanıyacağız, herkes özgür olacak" diye konuştu.

CHP’nin herkesin partisi olduğunu, kadrolarının bakanlar kurulu çıkaracak kabiliyette olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, kadrolarının hukukun üstünlüğünden yana olacağını ifade ederek, "Birilerinin sabahın köründe kapılarınızı çalıp sizi tutuklayıp, gözaltına alıp, aylarca içerde tutulmanıza izin vermeyecekler. Onlar şunu düşünüyorlar. Eğer kapıyı sabahın köründe birisi çalacaksa, o polis değil, sütçü olacaktır" dedi.

-MİTİNGDEN NOTLAR-

Gündoğdu Meydanı’na gelen İzmirliler güvenlik aramasının ardından alana girdi. Miting alanının deniz kenarında çok sayıda tekne CHP bayraklarıyla mitinge destek verdi. Miting alanına gelenler meydanda dağıtılan düdükleri çaldı. Miting alanının üzerinde uçan bir helikopterin üzerindeki parti bayrağı ve Türk bayrağı da dikkati çekti.

Miting öncesinde sanatçı Rutkay Aziz, Ergenekon davası tutuklusu olan ve CHP İzmir Milletvekili adayı gazeteci Mustafa Balbay’ın selamını ileterek, mektubunu okudu. Milletvekili adaylarının tek tek anons edildiği mitingde "Mustafa Balbay aramızda" şeklinde anons yapıldı.

Şiddetli yağmur altında yapılan miting sonunda CHP Lideri Kılıçdaroğlu, parti otobüsünden 1. Kordon’daki vatandaşları selamladı.