Türklerin en iyi seçeneğinin iktidar partisi olmadığı yorumunu yaptı.
Economist makalesinde Kasım 2002'de iktidara gelen AKP'ye özellikle de
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a pek çok Türk'ün minnettar olduğu
kaydedilirken ekonomi cephesinde gidişatın iyi olduğuna yer verildi.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine giriş sürecinde müzakerelerin açılması
için yeterli reformları yaptığı belirtilirken komşular ile daha güçlü
bir dış politika izlendiği belirtildi. İzlenen siyaset sonrasında
askerin de kışlasına döndüğü yorumu yapılan makalede başarılar
sayesinde Türkiye'nin hem bölgesinde hem de dünyada söz sahibi olduğu
kaydedildi.
İsrail ve ABD ilişkileri soğuduğu dönemde Müslüman dünyasına demokrasi
açısından ilham veren Türkiye Arapların da uyanışında etken oldu.
Bu denli parlak bir dönem geçiren AKP performansı ile geçmişi ile
tezat oluştururken 12 Haziran'da gerçekleşecek olan genel seçimlerden
bir sürpriz çıkması da beklenmediği de makalede yer aldı.
Bu noktada endişe duyulduğu mecliste Erdoğan'ın üçte ikilik bir
çoğunluğa ulaşması halinde anayasanın tek taraflı yazılacağı endişenin
arttığı belirtildi.
Bu durumun Türkiye için kötü olacağı vurgulanırken teokrasinin
oluşmasına dayan mayan süreçte 9 yıl öncesinde İslamı kökleri ağır
basan AKP'nin başörtüsüne üniversitelerde izin konusunda huzursuzluk
yaşandığı hatırlatıldı. The Economist Erdoğan'ın bu zaferi sonrasında
hoşgörüsüzlüğünü destekledi ve otokratik içgüdülerini besledi yorumunu
yaptı.
Aynı dönemde yolsuzlukların arttığı ve basın özgürlüğünün yara aldığı
kaydedilirken Türkiye'de Çin'den daha fazla tutuklu gazeteci olduğuna
dikkat çekildi.
Economist, tüm bunlara ek olarak, Erdoğan'ın seçim kampanyasında da
giderek milliyetçi bir söylem takındığını ve "Türkiye'nin en büyük ve
hoşnutsuz azınlığı" diye tanımladığı Kürtlere ciddi öneriler
yapmadığını kaydedildi.
Dergi ayrıca, Erdoğan'ın seçimde üçte iki meclis çoğunluğu kazanırsa
Fransa'dakine benzer bir başkanlık sistemi kuracağına ve kendisinin
başkan olacağına dair ipuçları verdiğini belirtildi.
Economist'e göre zaten fazlasıyla merkeziyetçi bir yapıya sahip olan
Türkiye'de bu bir hata olur.
Bu noktada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na işaret eden dergi,
Kılıçdaroğlu'nun partide Deniz Baykal döneminden kalan isimleri
tasfiye ettiğini ve partinin ordunun siyasete müdahalesine sempatiyle
bakan tavrını değiştirdiğini söylüyor.
'CHP'YE OY VERİN'
Ayrıca, CHP'nin daha önce zayıf olduğu Güneydoğu illerindeki seçim
mitinglerinde, AKP'den daha büyük kalabalıklar topladığını belirtiyor.
Yazı şu tavsiyeyle sona eriyor; "AKP'nin bir sonraki hükümeti kuracağı
kesin. Ama biz Türklere CHP'ye oy vermelerini tavsiye ediyoruz.
Kılıçdaroğlu'nun partisinin iyi bir performans göstermesi, anayasayı
daha da kötüleştirecek, tek taraflı değişiklik riskini azaltır ve
muhalefete gelecekteki seçimleri kazanma adına daha adil bir şans
verir. Bu Türkiye'de demokrasiyi garantilemenin açık ara en iyi
yöntemi"