Sayfalar

BU FOTOĞRAF TAM 127$ KAZANDI...
HAYDİ FOTOĞRAFINI YÜKLE SENDE KAZAN

2 Haziran 2011 Perşembe

Çok tartışılacak makale 'CHP'YE OY VERİN'

The Economist bugün yer alan makalede demokrasiyi teşvik etmek için
Türklerin en iyi seçeneğinin iktidar partisi olmadığı yorumunu yaptı.
Economist makalesinde Kasım 2002'de iktidara gelen AKP'ye özellikle de
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a pek çok Türk'ün minnettar olduğu
kaydedilirken ekonomi cephesinde gidişatın iyi olduğuna yer verildi.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine giriş sürecinde müzakerelerin açılması
için yeterli reformları yaptığı belirtilirken komşular ile daha güçlü
bir dış politika izlendiği belirtildi. İzlenen siyaset sonrasında
askerin de kışlasına döndüğü yorumu yapılan makalede başarılar
sayesinde Türkiye'nin hem bölgesinde hem de dünyada söz sahibi olduğu
kaydedildi.

İsrail ve ABD ilişkileri soğuduğu dönemde Müslüman dünyasına demokrasi
açısından ilham veren Türkiye Arapların da uyanışında etken oldu.

Bu denli parlak bir dönem geçiren AKP performansı ile geçmişi ile
tezat oluştururken 12 Haziran'da gerçekleşecek olan genel seçimlerden
bir sürpriz çıkması da beklenmediği de makalede yer aldı.

Bu noktada endişe duyulduğu mecliste Erdoğan'ın üçte ikilik bir
çoğunluğa ulaşması halinde anayasanın tek taraflı yazılacağı endişenin
arttığı belirtildi.

Bu durumun Türkiye için kötü olacağı vurgulanırken teokrasinin
oluşmasına dayan mayan süreçte 9 yıl öncesinde İslamı kökleri ağır
basan AKP'nin başörtüsüne üniversitelerde izin konusunda huzursuzluk
yaşandığı hatırlatıldı. The Economist Erdoğan'ın bu zaferi sonrasında
hoşgörüsüzlüğünü destekledi ve otokratik içgüdülerini besledi yorumunu
yaptı.

Aynı dönemde yolsuzlukların arttığı ve basın özgürlüğünün yara aldığı
kaydedilirken Türkiye'de Çin'den daha fazla tutuklu gazeteci olduğuna
dikkat çekildi.

Economist, tüm bunlara ek olarak, Erdoğan'ın seçim kampanyasında da
giderek milliyetçi bir söylem takındığını ve "Türkiye'nin en büyük ve
hoşnutsuz azınlığı" diye tanımladığı Kürtlere ciddi öneriler
yapmadığını kaydedildi.

Dergi ayrıca, Erdoğan'ın seçimde üçte iki meclis çoğunluğu kazanırsa
Fransa'dakine benzer bir başkanlık sistemi kuracağına ve kendisinin
başkan olacağına dair ipuçları verdiğini belirtildi.

Economist'e göre zaten fazlasıyla merkeziyetçi bir yapıya sahip olan
Türkiye'de bu bir hata olur.

Bu noktada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na işaret eden dergi,
Kılıçdaroğlu'nun partide Deniz Baykal döneminden kalan isimleri
tasfiye ettiğini ve partinin ordunun siyasete müdahalesine sempatiyle
bakan tavrını değiştirdiğini söylüyor.

'CHP'YE OY VERİN'
Ayrıca, CHP'nin daha önce zayıf olduğu Güneydoğu illerindeki seçim
mitinglerinde, AKP'den daha büyük kalabalıklar topladığını belirtiyor.
Yazı şu tavsiyeyle sona eriyor; "AKP'nin bir sonraki hükümeti kuracağı
kesin. Ama biz Türklere CHP'ye oy vermelerini tavsiye ediyoruz.
Kılıçdaroğlu'nun partisinin iyi bir performans göstermesi, anayasayı
daha da kötüleştirecek, tek taraflı değişiklik riskini azaltır ve
muhalefete gelecekteki seçimleri kazanma adına daha adil bir şans
verir. Bu Türkiye'de demokrasiyi garantilemenin açık ara en iyi
yöntemi"

1 Haziran 2011 Çarşamba

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a yanıt!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, seçim gezisi kapsamında Tokat'ta yaptığı konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tokat Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde, Tokat’ı Tokatlıları, Türkiye’yi, yaşlısını, gencini, herkesi sevdiğini belirtti.


Herkese hizmet etmek istediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:


"Tokat hak etmediği bir gerilemeyle karşı karşıya. Tokat’a yazık ettiler. Tokat’a günah işlediler. Tokatlıyı perişan ettiler, fabrikalarını kapattılar. Şimdi bir sloganları var, ’İstikrar Sürsün, Türkiye Büyüsün’. Eyvallah. Laf güzel de iyi de bu Tokat’ın günahı ne? Tokat niye küçülüyor? Madem Türkiye büyüyecek, Tokat’ın da büyümesi lazım, madem Türkiye gelişecek Tokat’ın da gelişmesi lazım. Madem Türkiye’de herkesin karnı doyacak, Tokat’ın da karnının doyması lazım. Madem işsizlik bitecek, Tokat’ta da bitmesi lazım."


"İşsizlik var mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Evet" cevabını alınca şunları söyledi:


"Şimdi siz ’Tokat’ta işsizlik var’ diyorsunuz, Recep Bey yine kızacak. Diyecek ki, ’Tokat’ta işsizlik yok’. Tokat’ın çok güzel bir markası vardı. Tokat sigara. 10 yıl önce 200 bin ton tütün ekilirdi. Binlerce aile tütünle geçinirdi.


Tütün işlemek zor iştir, ekmek zor iştir. İpliğe dizmek zor iştir. Alın teri dökmek zor iştir. Ama aldılar, birilerine sattılar, köşeyi döndüler. Şimdi geliyorlar size ’Bize oy verin diyorlar’. Oy verecek misiniz? Valla herkes ’oy vermeyeceğiz’ diyor. Güzel bir gelişme. Neden güzel bir gelişme? Tokatlı hakkına sahip çıkıyor, Tokatlı oyuna sahip çıkacak. Tokatlı Tokat’a sahip çıkacak."


Tokatlılardan 12 Haziran’da "tokat" atmasını da isteyen Kılıçdaroğlu, şöyle davam etti:


"Sen Tokatlının gençlerini, insanlarını en az 200 bin kişiyi Tokat’ın dışına sürersen ’Git Tokat’ın dışında kazan’, ’git orada ekmek parası ara, bırak sen baba ocağını’ dersen Tokatlıya bir görev düşüyor 12 Haziran’da. AKP’ye ders vermek. Bir ders vereceksiniz. Ama sadece fabrikayı kapatsalardı hadi kapandı derdik, işçilerini de perişan ettiler. TEKEL işçilerini perişan ettiler. Az önce yolda gelirken 2 kadın kardeşimiz ’Bir dakika’ dedi bir şey söyleyeceğiz. Otobüsün kapısını açtım. ’Buyurun’ dedim. ’Ne olursun 4-C ye değin’ dedi. Onlar söylediler, ben de değiniyorum. 4 C’yi kaldıracağım, herkes sendikalı, herkes toplu sözleşmeli iş sahibi olacak. Kim söylüyor bunu CHP. Çünkü yeni CHP insanın alın terinden yanadır. Çünkü CHP emekten yanadır. Çünkü CHP, mazlumdan yanadır. Çünkü CHP, ekmekten yanadır. Çünkü CHP, kul hakkından yanadır. Çünkü yeni CHP, halktan yanadır. Çünkü yeni CHP çiftçiden, işçiden esnaftan, köylüden, sanayiciden yanadır. Çünkü CHP, üretenden yanadır. Üreteceğiz, kazanacağız."


"AKP’NİN SON KULLANMA TARİHİ 12 HAZİRAN 2011"
Miting alanındaki bir pankartı okuyan Kılıçdaroğlu, "(Recep yaz AKP’ye gönder susuz köylere çamaşır makinesi gelsin) evet arkadaşların söylediği AKP’nin son kullanma tarihi 12 Haziran 2011. Söz mü? Söz mü?" dedi.


Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:


"AKP’nin son kullanma tarihi 12 Haziran 2011 olsun diyorlar, katılıyor musunuz? Söz mü? Samimi söylüyorum Recep Bey’in yine ezberleri bozulacak. Ne yapacağız bilmiyorum. Bugün İstanbul’da konuşmuş, bütün küfürleri yapmış. Ne yapayım. Kendisini tanımlamış. Diyorum ki siyasette bir edep olur, siyasette bir üslup olur, siyasette küfür olmaz. Bakın yolda gelirken benim posterlerim de vardı, Recep Bey’in posterleri de vardı. Ne kadar güzel barış içinde, güzellik içinde, demokrasi içinde seçime gidiyoruz. Biz güzellikten yanayız. Demokrasiden yanayız, özgürlükten yanayız, insan haklarından yanayız, kadın erkek eşitliğinden yanayız. Allah aşkına bu küfür ne? Siyasette küfrün yeri var mıdır? Siyasette küfür yapılır mı? Birisinin bu Recep Bey’e ders vermesi lazım. O dersi kim verecek? Elbette ki siz vereceksiniz. Demokrasilerde dersi halk verir."